Tag: hiking


Fevziye – Yeni Gürle Zafer Bayramı Yürüyüşü

September 3rd, 2009 — 10:43am

30 ağustos zafer bayramını kutlamak için doğa da yürüyüşü seçen yudosk yürüyüşçülerinin anısıdır.

Fevziye’den Yeni Gürle’ye yürüyecektik. İznik gölü civarlarında manzaralı rotalar sağlıyor kurban dağı… O yüzden sık tercih ediyoruz. Ben ekstra tercih ediyorum Anadolu yakasında oturduğum için eve dönüşüm daha erken oluyor… Tekirdağ tarafına gitsek evde daha geç oluyorum. Eski Hisardan geçmenin de bir ayrı güzelliği arabalı vapurda kahvaltı ediyoruz.

Yürüyüş Dinlenmesi

Güneş tepedeyken yapılan yürüyüşler daha yorucu oluyor. Çok su içesi geliyor insanın, 2 litre su da azmış meğer bir dahaki yaz yürüyüşünde unutmayayım da yanıma 3 litre su alayım…

Orman içine girmesek 5 litre su bile yetmez. Ölür kalırız herhalde. Rotamızın bir yerinde güneşten devam etmemiz gerekiyordu ama yolu uzatmak pahasına orman içine girmek için tutturmuştum. Şimdi tekrar düşündüm iyiki tutturmuşum :)

Yemek molası için yamaç paraşütü yapılabilen bir noktayı seçmiştik. Şansımıza Yıldız teknik havacılık kulübü de oradaydı. Onları uçarken görüp baya bir imrendim ben :) resimden uçan bir insana nasıl baktığımı görebiliriz…

Yamaç Paraşütüne İmrenme

Aslında uçmaya pek niyetleri yoktu da Mahmut ağabey zurna peşrev’ine başlayınca durum değişti :)

Mahmut abi zurna çalarken

Mola sonrası patika takip ederek bir 5 km daha yürüyüp yürüyüşümüzü kazasız belasız tamamladık. Vapurda güneşin batışında da poz vermeyi unutmadık…

Klasik Gurup Fotoğrafı

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Sansarak Kanyonu Yürüyüşü

July 9th, 2009 — 12:50pm

Sansarak kanyonu hep keyif veren bir parkur olmuştur. Böyle ukalalık yaptığıma bakmayın ben de ikinci kez gidiyorum. Ama ikidir çok eğleniyorum. İstatistiksel olarak haklıyım :)

Sıcak günlerde serin sulara atlayıp yürümekten daha eğlenceli bir yürüyüş düşünemiyorum.

Eskihisardan feribota binerken, uzaklarda yağmur bulutları görmüştük. Bulutlar çok yağmur yağdırırda, sel sularına kapılan yürüyüş grubu olarak 3. sayfa haberlerine konu oluruz diye biraz tedirgin olmuştuk. Ama korktuğumuz başımıza gelmedi. Tatlı tatlı gittik geldik Sansarak kanyonuna.

Tek sorun yorgunluktan adım atamaz hale gelip yuvarlana yuvarlana yürüyüşü bitirmemizdi. Gerçi buna sorun diyemeyiz. Baya eğlenceliydi suda yuvarlanmak.

Geçelim Sansarak ödülleri törenine

Serpil yürüyüşün ilk düşeni unvanını aldı. Tam üçüncü adımda kendini yüzüstü sulara bıraktı. Artık düştü mü? Biran önce serinlemek mi istedi? Bilemiyoruz :)

Nalan ablamıza da en çok düşen unvanını veriyoruz. Özgün en çok yüzen unvanını alıyor. Güreş konusunda da mansiyon veriyoruz kendisine :) En Osmanlı burunlu unvanını da Cihan a veriyoruz. Aliye ablamıza en şiddetli bilek burkulması, Recep’e en ters bacak açılması unvanını veriyoruz. Taşkın’a gülme komşuna gelir başına diyoruz. (Ağabey bari aynı yerde düşmeseydin :P) Özgür en çok nikotin tüketen unvanını alıyor. Bu satırdan ayrıca dumanlı nikotin tüketenlere teessüf edelim.

Oğuz Ağabey’e en iyi rehber, Ömer’e en iyi artçı, Gözde ve Tamer Ağabey’e de en iyi yürüyüşçü ödüllerini verelim. Evet hepimize ödül vermiş olduk :P

Ayrıca Serdar bu yürüyüşte Cihan ve Pınarın hayatını kurtardı. Ona da hayat kurtarma dalında mansiyon verelim :) Sırtüstü uçurumdan (:P) aşağı giden Cihanın tesadüfen arkasında olduğu için Cihan dereye değil de Serdar’ın kollarına düştü… Pınar da ayakkabını bağla uyarısına kulak vermediği için, doğa ana tarafından ayak kayması ile yuvarlanma cezasına çarptırılmıştı… Serdar tesadüfen onun da arkasındaydı biraz yuvarlandıktan sonra tutabildi… Şimdi neden her düşenin arkasında Serdar var yoksa o mu düşürüyor diye düşünmeyelim, kimseye çelme takmadım :)

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Semetli – Uçmakdere Yürüyüşü

March 4th, 2009 — 1:36am

Geçen haftaki keyifli kar yürüyüşünün üstüne, daha güzel manzaralı ve daha keyifli bir yürüyüş yaptık. Yürüyüşün keyifli olmasını planlıyorduk ama ilk kez bizle yürüyen ibrahim ve kadınlarının :) bize ne kadar neşe katacağını planlayamazdık … eve döndüğümde gülmekten elmacık kemiklerim ağrıyordu benim…

Semetli - Uçmakdere Rotası

Semetli - Uçmakdere Rotası

Aslında yürüyüş çamur batağında başladı ve ya nerden geldik buraya dedirtmiştir bazı ilk gelen arkadaşlara. (mesela selda :)) 2 km boyunca süren bi türlü bitmek bilmeyen bir çamurdan bahsediyorum…

O çamur deryasında birde kayıp düşme maceram var, üstüm o kadar çamur oldu ki çamurda yüzdüm zannedersiniz. Ama karda 2 yuvarlandım tertemiz oldum, karın bu kadar temizleme etkisi olduğunu bilmiyordum … Etrafta kar varsa kirlenmek güzeldir :)

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Neyse efendim çamurdan kurtardık bu seferde yokuş başladı 300 metrelerden 850 metreye, bulunduğumuz kara parçasının zirvesine çıktık. Zirve sonrasında güzel bir patika yakaladık ve o opatikadan aşağı iniş başladı…

Zirvedeykende denizi görmeyi planlamıştık. Hava koşullarından çok net görünmedi. Aslında orda deniz olduğuna inananlar gördükler ama Arzu onu kandırdığımızı düşündü :)

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Deniz Manzarası

500 metrenin altına indiğimizde açık ve net birşekilde deniz ve adalar karşımıza çıktılar. Arzu da onu kandırmadığımızı anladı.

Saat 5 gibi 14 km’lik rotamız bittiğinde uçmakderede deniz kıyısında denize ayaklarımı soktum… su baya bi soğuktu ama trekking sonrası soğuk suyla yakları temas ettirmek yorgunluğumu aldı.

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Üstler değişilip tekirdağa köfte yemeğe doğru gidildi. Ali ustada baldan tatlı yoğurt ve çok lezzetli tekirdağ köftesi yedik eve doğru yol almaya başladığımızda köfteden alınan enerji ile eğlence patlaması yaşandı. :)

Mahmut hocanın türküleriyle, İbrahim’in şen muhabbeti güle oynaya, göz açıp kapayıncaya kadar istanbula vardık.

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Back to top