Tag: hiking


Doğanın Kötü Gün Dostları

January 25th, 2010 — 2:01am

Havaların kötü olduğu zamanlarda doğa yanlız ve boynu bükük kalıyor. Gerçe kötü demeyelim soğuk havalarda diyelim. Hava neden kötü olsun hava hep iyi :) Soğuk olması bizim için zor diye kötü olduğu düşünülemez :) Doğa bu durumundan rahatsız değildir heralde?

Biz bu haftasonu biraz daha sert bir etkinlik yapmak istedik. Hakan, Akın, İbrahim ve benden oluşan 4 kişilik bir ekiple Güvenli köyünden Yeni gürleye gitmek istedik.

Ancak araç Güvenli’ye ulaşamayınca Adliye’den başlamak zorunda kaldık. Güvenli’ye 5km uzakta başladık rotaya. 500 metreden 1000 civarına geldiğimizde planladığımız rotayı 3 gece kalsak anca bitirebileceğimizi anladık :) Kar hızımızı baya kesti. Zaman zaman belimize kadar gömülebilecek yerlerde bulduk ama genelde dizimize kadar batarak yürüdük.

3 gece kalabilecek durumda olmadığımızdan Fevziye’ye varıp öyle bitirelim diye düşündük. Malum Pazartesi sabahı iş var :) Fakat oda olmadı Fevziye’de uzak kaldı. Minibüsün de bize ulaşımını düşünüp Hamidiye köyüne inmeye karar verdik. Saat 5 gibi Hamidiye köyü kahvesinde zeytinyağlı sarmalarımızı yiyerek aracı beklemeye başladık.

Araba bize gelemedi yanlız. Bizde Katırlı köyünü aşıp arabaya gittik. Eve dönüş sorunsuzdu ama bu katırlı köyünü aşıp arabaya gittik kısmı sürpriz bi 6-7 km verdi bize :)

Uzun zamandır böyle keyifli bir faaliyet yapmamıştım. Bir sonrakini iple çekiyorum…

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Yudosk’un Abantı İşgali

January 17th, 2010 — 1:15pm

Bu Pazar göl kenarında mangallı bir etkinlik yaptık. Benim katıldığım en kalabalık etkinlikti. 90 kişi vardık.

abant

Kimimiz göl kenarında yürüdü kimimiz Hakan Efe’nin pesine düştü, kimimizde sıcak çay ile göl kenarındaki soğuk kafelerden birinde oturdu. Ben sıcak bişeyler içip soğuk soğuk oturanlardandım karda yürümenin tadını alamadım içimde de kaldı bı dahakine artık. Gerçi yuruyenlerde daha cok kar olsa daha mutlu olurdu heralde. (Yeterince varmış sonradan öğrendim :) )

Yol uzak olunca yürüyüşte kısaydı. Ama mangal masaları uzundu :) hem kaptan hem asçı gursel abi hepimizi doyurdu… Ellerine saglık. Lezzet maksimumdu ama Hava biraz daha ılık olsa daha iyi olacaktı mangal keyfi … Yürümeyen ve kısa yürüyenler olarak mangal gıdalarimizi tükettikten sonra üşümeye başladık. Ve 3 otobüs gelmenin avantajını kullanarak bir otobüsü doldurup biraz erken başladık dönüş yolculuğuna …

Benim abant maceram bu kadar hakan efenin pesinden gidenlerin maceraları daha esaslı olacaktır …

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Mahmut Ağabey’in izinde Kilyos’tan Rumeli Fenerine

September 7th, 2009 — 11:07pm

İstanbul’da yıllardır oturupta o taraflara gitmemiş olmak büyük kayıp. Önce bir İstanbul’u bitirelim sonra başka yerlere gideriz diye düşünüyorum.

Kilyos ile Rumeli feneri arası yorucu olmayan bir tempoda 4 saat’te yürünebilen bir parkur. Güneşten saklanılabilecek pek fazla yer olmadığı için bu yürüyüşün havaların serince olduğu bir zamanda yapılmasında fayda var. Mahmut ağabey de bu sebeple eylül ayına almış bu yürüyüşü.

Sarıyer'de Yürüyüş

Yürüyüşe hafif tempoda başladık. Sonra biraz hızlanmaya çalıştık. Yolu yarıladığımızda bir deniz serinlemesi yaptık. Tam doyamadık yalnız. Bir dahaki sefere bu konuda daha başarılı olmalıyız.

Yol boyunca 3 tane güzel plaj gördük. Biz tepede güneş ayağımızda botlar yürüyoruz, plaj sakinleri plajda serilmiş yatıyorlar… Enteresan karşıladılar bizi tabi :) hatta köpekleri baya havladı bize…

Belki, plajlardakileri gördüğümüzden daha uzun deniz keyfi istemişizdir.

Deniz Keyfi

Son olarak, belirtmeden geçmeyelim, yol üzerinde bol miktarda intiharlık uçurum mevcut :)

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Fevziye – Yeni Gürle Zafer Bayramı Yürüyüşü

September 3rd, 2009 — 10:43am

30 ağustos zafer bayramını kutlamak için doğa da yürüyüşü seçen yudosk yürüyüşçülerinin anısıdır.

Fevziye’den Yeni Gürle’ye yürüyecektik. İznik gölü civarlarında manzaralı rotalar sağlıyor kurban dağı… O yüzden sık tercih ediyoruz. Ben ekstra tercih ediyorum Anadolu yakasında oturduğum için eve dönüşüm daha erken oluyor… Tekirdağ tarafına gitsek evde daha geç oluyorum. Eski Hisardan geçmenin de bir ayrı güzelliği arabalı vapurda kahvaltı ediyoruz.

Yürüyüş Dinlenmesi

Güneş tepedeyken yapılan yürüyüşler daha yorucu oluyor. Çok su içesi geliyor insanın, 2 litre su da azmış meğer bir dahaki yaz yürüyüşünde unutmayayım da yanıma 3 litre su alayım…

Orman içine girmesek 5 litre su bile yetmez. Ölür kalırız herhalde. Rotamızın bir yerinde güneşten devam etmemiz gerekiyordu ama yolu uzatmak pahasına orman içine girmek için tutturmuştum. Şimdi tekrar düşündüm iyiki tutturmuşum :)

Yemek molası için yamaç paraşütü yapılabilen bir noktayı seçmiştik. Şansımıza Yıldız teknik havacılık kulübü de oradaydı. Onları uçarken görüp baya bir imrendim ben :) resimden uçan bir insana nasıl baktığımı görebiliriz…

Yamaç Paraşütüne İmrenme

Aslında uçmaya pek niyetleri yoktu da Mahmut ağabey zurna peşrev’ine başlayınca durum değişti :)

Mahmut abi zurna çalarken

Mola sonrası patika takip ederek bir 5 km daha yürüyüp yürüyüşümüzü kazasız belasız tamamladık. Vapurda güneşin batışında da poz vermeyi unutmadık…

Klasik Gurup Fotoğrafı

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Sansarak Kanyonu Yürüyüşü

July 9th, 2009 — 12:50pm

Sansarak kanyonu hep keyif veren bir parkur olmuştur. Böyle ukalalık yaptığıma bakmayın ben de ikinci kez gidiyorum. Ama ikidir çok eğleniyorum. İstatistiksel olarak haklıyım :)

Sıcak günlerde serin sulara atlayıp yürümekten daha eğlenceli bir yürüyüş düşünemiyorum.

Eskihisardan feribota binerken, uzaklarda yağmur bulutları görmüştük. Bulutlar çok yağmur yağdırırda, sel sularına kapılan yürüyüş grubu olarak 3. sayfa haberlerine konu oluruz diye biraz tedirgin olmuştuk. Ama korktuğumuz başımıza gelmedi. Tatlı tatlı gittik geldik Sansarak kanyonuna.

Tek sorun yorgunluktan adım atamaz hale gelip yuvarlana yuvarlana yürüyüşü bitirmemizdi. Gerçi buna sorun diyemeyiz. Baya eğlenceliydi suda yuvarlanmak.

Geçelim Sansarak ödülleri törenine

Serpil yürüyüşün ilk düşeni unvanını aldı. Tam üçüncü adımda kendini yüzüstü sulara bıraktı. Artık düştü mü? Biran önce serinlemek mi istedi? Bilemiyoruz :)

Nalan ablamıza da en çok düşen unvanını veriyoruz. Özgün en çok yüzen unvanını alıyor. Güreş konusunda da mansiyon veriyoruz kendisine :) En Osmanlı burunlu unvanını da Cihan a veriyoruz. Aliye ablamıza en şiddetli bilek burkulması, Recep’e en ters bacak açılması unvanını veriyoruz. Taşkın’a gülme komşuna gelir başına diyoruz. (Ağabey bari aynı yerde düşmeseydin :P) Özgür en çok nikotin tüketen unvanını alıyor. Bu satırdan ayrıca dumanlı nikotin tüketenlere teessüf edelim.

Oğuz Ağabey’e en iyi rehber, Ömer’e en iyi artçı, Gözde ve Tamer Ağabey’e de en iyi yürüyüşçü ödüllerini verelim. Evet hepimize ödül vermiş olduk :P

Ayrıca Serdar bu yürüyüşte Cihan ve Pınarın hayatını kurtardı. Ona da hayat kurtarma dalında mansiyon verelim :) Sırtüstü uçurumdan (:P) aşağı giden Cihanın tesadüfen arkasında olduğu için Cihan dereye değil de Serdar’ın kollarına düştü… Pınar da ayakkabını bağla uyarısına kulak vermediği için, doğa ana tarafından ayak kayması ile yuvarlanma cezasına çarptırılmıştı… Serdar tesadüfen onun da arkasındaydı biraz yuvarlandıktan sonra tutabildi… Şimdi neden her düşenin arkasında Serdar var yoksa o mu düşürüyor diye düşünmeyelim, kimseye çelme takmadım :)

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Semetli – Uçmakdere Yürüyüşü

March 4th, 2009 — 1:36am

Geçen haftaki keyifli kar yürüyüşünün üstüne, daha güzel manzaralı ve daha keyifli bir yürüyüş yaptık. Yürüyüşün keyifli olmasını planlıyorduk ama ilk kez bizle yürüyen ibrahim ve kadınlarının :) bize ne kadar neşe katacağını planlayamazdık … eve döndüğümde gülmekten elmacık kemiklerim ağrıyordu benim…

Semetli - Uçmakdere Rotası

Semetli - Uçmakdere Rotası

Aslında yürüyüş çamur batağında başladı ve ya nerden geldik buraya dedirtmiştir bazı ilk gelen arkadaşlara. (mesela selda :)) 2 km boyunca süren bi türlü bitmek bilmeyen bir çamurdan bahsediyorum…

O çamur deryasında birde kayıp düşme maceram var, üstüm o kadar çamur oldu ki çamurda yüzdüm zannedersiniz. Ama karda 2 yuvarlandım tertemiz oldum, karın bu kadar temizleme etkisi olduğunu bilmiyordum … Etrafta kar varsa kirlenmek güzeldir :)

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Neyse efendim çamurdan kurtardık bu seferde yokuş başladı 300 metrelerden 850 metreye, bulunduğumuz kara parçasının zirvesine çıktık. Zirve sonrasında güzel bir patika yakaladık ve o opatikadan aşağı iniş başladı…

Zirvedeykende denizi görmeyi planlamıştık. Hava koşullarından çok net görünmedi. Aslında orda deniz olduğuna inananlar gördükler ama Arzu onu kandırdığımızı düşündü :)

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Deniz Manzarası

500 metrenin altına indiğimizde açık ve net birşekilde deniz ve adalar karşımıza çıktılar. Arzu da onu kandırmadığımızı anladı.

Saat 5 gibi 14 km’lik rotamız bittiğinde uçmakderede deniz kıyısında denize ayaklarımı soktum… su baya bi soğuktu ama trekking sonrası soğuk suyla yakları temas ettirmek yorgunluğumu aldı.

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Semetli - Uçmakdere Yürüyüşü

Üstler değişilip tekirdağa köfte yemeğe doğru gidildi. Ali ustada baldan tatlı yoğurt ve çok lezzetli tekirdağ köftesi yedik eve doğru yol almaya başladığımızda köfteden alınan enerji ile eğlence patlaması yaşandı. :)

Mahmut hocanın türküleriyle, İbrahim’in şen muhabbeti güle oynaya, göz açıp kapayıncaya kadar istanbula vardık.

  • Facebook
  • Twitter
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg

Comment » | Anı

Back to top