Gelecek

Deneyimleri fazla olan insanların görüşlerini okumak her zaman hoşuma gitmiştir. Aslında bu hoşa gitmede, insanların deneyimleri ile kendi yaşadıklarım arasında benzerlikler bulmaya çalışmamın da etkisi var. Bu sabretmemi kolaylaştırıyor…

Geleceği tahmin etmek zor, hele ki içinde bulunduğumuz zaman diliminde olduğu gibi, hayatın her alanında hızlı değişimler gerçekleşiyorsa.

Al Gore’un “Gelecek” isimli kitabı, bu yıl okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyenlerden. Kitap, küresel ekonomi, küresel akıl, güç dengeleri, genetik araştırmalar ve insanın akıbeti konularında düşündürücü bölümler içeriyor.

Nüfus giderek artıyor. Pek çok insan kentlerde yaşamak istiyor. Dünya küreselleşti. İnsanlar dünyanın her yeri ile internet sayesinde anında iletişim kurabiliyor. Firmalar ürünlerini tüm dünyaya satıyorlar. Kentlere göçle birlikte, artan nüfusu doyurabilmek için, insan sağlığı gözardı edilerek üretilen ve satılan gıdalar ortaya çıkıyor. İçilebilir su kaynakları giderek azalıyor…

Zaman içinde kaynakların eşit ve etik dağılımı gittikçe daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Eşitsizlik duygusunu giderek daha çok hissedecek olan insanların, eskilerin aldığı yaşam mutluluğunu tatma olanağı da giderek azalacak. Avrupa Birliği gibi kurumların stratejik planlarına göre, dünya genelinde orta sınıfın sayıca artacağından bahsediliyor, buna karşın elitler üçgeninin tepesindeki açı gitgide daralacağa benziyor.

gelecek

Benim kitapta dikkatimi çeken bazı düşündürücü noktalar şunlar:

  • Artık genetiği değiştirilmiş bazı tohumlar, tarla haşerelerine karşı kendi ilaçlarını salgılayarak büyüyorlar. Yani böceğe karşı kendini ilaçlayan bir mısır türünü tüketiyoruz.
  • Çin büyüyen bir ülke ama acaba bu durumu sürdürebilecek mi? (bakınız; afyon savaşları) Günümüzün en gelişmiş ekonomilerinden olan Japonya bile, ticari savaşlarda son 3-5 yıldır havlu atmış durumda. Ayrıca hala en iyi üniversiteler Amerika’da.
  • Amerika’da 1920’li yıllarda, yasaların desteği ile gerçekleştirilmiş ırk temizliği (öjeni) çalışmaları olmuş. 1935 – 1976 yılları arasında İsveç’te de 60 bin insan zorla kısırlaştırılmış.
  • Pentagon, askerlerinin telepati ile iletişim kurabilmelerini sağlayan bir kask geliştiriyor.
  • Harvard üniversitesinde araştırmacılar, DNA veri yapısında, bir kitabın bilgisini saklamayı başardılar. Yani “dijital”den “biyolojik”e geçiş artık başladı. (Acaba Amerikalı arkadaşlarımız, hadoop‘u, bulutu bize satarken biyolojik bir veritabanına çoktan geçmiş olabilir mi?)
  • Toplum mühendisliği ve düşünce yönlendirilme çalışmaları, eskisinden daha geniş alanlara yayılmış durumda. 100 yıl önce başladıkları bu işi artık çok daha kaliteli yapıyorlar: Örneğin sosyal medyayı çok daha etkin bir biçimde kullanıyorlar.

Edward Bernays, 1928 de yayınlanan “Propaganda” adlı eserinde toplum mühendisliği ile ilgili şunları söylüyor:

Kitlelerin alışkanlıklarının ve görüşlerinin bilinçli ve zekice manipüle edilmesi demokratik toplumun önemli bir öğesi. Toplumun bu görünmeyen mekanizmasını manipüle edenler, bu ülkenin gerçek yönetici gücü olan görünmez hükümeti teşkil ediyor. Bizler yönetiliyoruz, zihinlerimiz şekillendiriliyor, zevklerimiz oluşturuluyor, fikirlerimiz öneriliyor, büyük oranda adını bile duymadığımız kişiler tarafından. Bu demokratik toplumumuzun örgütlenme yolunun mantıklı bir sonucu gündelik hayatımızın neredeyse her adımında, siyasi veya iş sahasında olsun, sosyal davranışlarımızda veya etik düşünüş şeklimizde olsun, görece az sayıda kişinin hâkimiyeti altındayız… Kitlelerin zihinsel süreçlerini ve sosyal kalıplarını anlayan kişilerin. Halkın zihnini kontrol eden ipleri çekenler o kişiler.

Al Gore’un Gelecek adlı kitabını okurken, söz ettiği değişimlerin, günümüz iş hayatını ve bizi ne yönde etkileyecebileceğini düşündüm. Tarihi bilmeden ve ileride ne olacağını düşünmeden hareket etmemek gerek!

Şu an yaptığımız iş acaba geçerli olacak mı? Günümüzde çalıştığımız pek çok iş kolunun gelecekte var olamayacağı ve süreçlerin otomatikleştirilmesinin işsizliği daha da arttıracağı ortada…

Süreçleri otomatikleştirebilen insanlar ve kurumlar için en az önümüzdeki 10 yıl daha, iyi kazanmak mümkün görünüyor. Ama yapay zekânın bizden zeki olması ve yazılım geliştirme işini elimizden alması ölmeden önce tadacağımız acılardan biri olabilir. Aslında yapay zekadan önce de pek çok yazılım geliştirici, her iki senede bir değişen, yazılım geliştirme trendlerine yetişemediği için başka işler yapmaya başladı.

1980’li yıllarda ailem tekstil işiyle uğraşıyordu. Aşağı yukarı 10-15 yıl iyi kazandılar. 2000’li yıllar sonrasında da sürekli zarar ettiler. Önceden insanlar gelip kumaş alıyordu, satış ve pazarlama işi oturup beklemekten ibaretti. Onlar, ticareti iyi bildiklerini düşünüyorlardı. Halbuki içinde oldukları süreç değişmekte olan piyasa koşullarında sürdürülebilir değildi.

Ne iş yaparsa yapsın, yazılım geliştiricileri/hackerları etkin ve nitelikli olmayan firmaların, ticari savaşları çok hızlı kaybedeceği aşikar. Google’ın; ürettiği insansız giden arabalarla, diğer araba üreticilerine rakip olması bunun küçük bir örneği. Gelecekte “Microsoft Medical Center”, “Apple iOrganic Farm”, “Google Car Services”, “GoogleCell” gibi firmalara aidatlar/faturalar ödüyor olabiliriz.

Şu an Türkiye’deki IT sektörünün, devlet hibeleriyle destekleniyor oluşu finansal bir yanılsama yaratıyor. Farkında olmaksızın, pahalı ama kalitesiz işler yapan pek çok firmanın gelecekte de varlığını sürdürebileceğinden şüphe ediyorum. Ağaçların arasındayken ormanı göremeyeceğimiz gibi, bu durumda olan firmalardaki yöneticilerde durumlarını göremiyorlar. Bence sektördeki tüm firmalar gelişmiş ülkelerdeki rakiplerini daha yakından takip etmeli. Çalışanlarının sürekli gelişimini destekleyici eğitim programlarının önemini kavrayarak, bunları ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden düzenlemeliler.

Yazıyı kitaptan bir cümle ile bitirelim; “Geleceğin sizi rahatsız etmesine asla izin vermeyin! Eğer mecbur kalırsanız onunla karşılaşacaksınız.” Bugün nasıl mücadele ediyorsanız o günde öyle mücadele edeceksiniz. Korkmayın ve okuyabildiğiniz kadar okuyun!

Be Sociable, Share!

    Category: Something - Comments Off on Gelecek

    Comments are closed.

    Back to top