Category: Something

You can find something on this category :)


İnsanlar Anlamak İstediğini Anlar

April 6th, 2014 — 2:42pm

Fedakarlıklar yaparsın,
insanlara inananırsın,
fakat insanlar inandırdıkları gibi değildirler.
Bunu farkedince kandırılmışlık hissi duyarsın.
Doğru bildiğin şeylerde de tereddüte düşersin!
Ve daha nelerle karşılaşacağım diye endişeye kapılırsın.
Bir gün yardımsever diye bildiklerin ve bildirilenler hiçte öyle olmaz,
Bazen bunu yaşar ve dillendiremezsin.
Bu elbette insanı yıkıyor.
Ama her defasında bu köylü kurnazı küçük insanlarla geçirilen yaşantılarda biraz daha güçlenirsin.
İçinde tuttuğun bilgiler seni daha da güçlendirir,
Güçlenirken kendini çökmüş gibi hissedersin,
işte tam bu an kendine güvenin geldiği geçiş anıdır!
Malesefki insanın olduğu yerde bencillik, kişiliksizlik, kıskançlık olacak.
Ve gene malesef ki kimse senin anlattığını duymayacak, herkes anlamak istediğini anlayacak.

Comments Off on İnsanlar Anlamak İstediğini Anlar | Something

Hackers & Painters

July 27th, 2013 — 7:31am

Teknolojinin bu denli gelişmesinde, en çok etkisi olan insanlar, 1400’lü yıllarda yaşamış Rönesans sanatçı ve zanaatkârlarıdır. Onlar, dönemlerinin ilerisinde düşünen, üreten ve paylaşan insanlardı.

Bugün Rönesans ressamları özel insanlar olarak tanımlanıyor. Ama ressamlık Leonardo’nun zamanında şu anki kadar popüler bir iş değildi… Belki Leonardo da ne kadar özel olduğunu bilmiyordu… Karaladığı küçük notlara bile anlam yükleneceğini düşünüyor muydu acaba?

Paul Graham’ın, aynı adla Türkçe’ye çevrilmiş “Hackers & Painters” kitabını okudum. Biraz yazılımcılıktan, biraz yazılımcı girişimcilikten bahsediyor. Toplumdan beklediği saygıyı görememiş programcıların hislerinin bir kısmına da tercüman olmuş. 2004 yılında basılmış bir kitap. Biyolog girişimciler daha yeterince palazlanmadığından kitap hala güncel sayılır.

Kitapta son 40 yıl içinde dünyayı değiştiren insanların çoğunun programcı olduğuna dikkat çekilmiş. İlk aklımıza gelenler, Bill Gates, Steve Jobs, Linus Torvalds

Bu kişiler, gördükleri bazı sorunları çözerek hayatı tamir ettiler. Ve hayatın akışını değiştirdi ürettikleri ve paylaştıkları şeyler. Yine de bu insanların, zekâ ve yetenek bakımından bizden daha özel olduklarını düşünmüyorum. İnsanlar, genetik olarak büyük oranda aynı. Aralarındaki farkın deneyimden kaynaklandığını düşünüyorum. Kim, ne kadar farklı alanda, ne kadar çok yaşantı deneyimlerse hayat tecrübesi o oranda artar, farklı bakış açıları edinir. Bilişim dehaları olarak görülen bu insanlar da yaşadıkları çevre itibari ile bizden daha zengin yaşantılara sahipler. Evrimsel olarak bizden daha ilerde bir toplumda yaşadıklarından, bizim aklımıza yeni gelen bir şeyi onlar çoktan yapmış oluyorlar.

Kitabı okurken Türkiye’deki geri kalmışlığı, bizdeki hackerların ürettiklerini, paylaştıklarını düşündüm. Bizde yaşantı değiştirmiş bir üretim tabii olarak yok. En az 50 yıl geriden takip ettiğimiz teknolojileri tüketirken bunu gerçekleştirmek zor tabi. Ama esas sorun, teknolojik olarak geride oluşumuz değil. Toplumumuzda hacker olabilecek insanların toplumun geri kalmışlığı ve yerli üretimin durmasını önlemekle ile ilgili üstlerinde sorumluluk hissetmemesi olduğunu düşünüyorum.

Amerikalı firmalar ne satarsa ya da tavsiye edip popülerleştirirse onu alıp kullanmak beni ciddi ciddi rahatsız ediyor. Oysa bizim bilişim ihtiyaçlarımız içeride çözülebilir basitlikte.

Hatta bir adım daha ileri gidelim, yerli bir firma bana aynı koşulları sunuyorsa, neden yabancı firmada çalışayım?

Türkiye’de en son yaşanan modernleşme hareketi 1920’li yıllarda asker kökenli insanların çabalarıyla gerçekleşmiş. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, gerçekleştirilen çabaların üstüne yeni bir şey koyulmamış. İçinde olduğumuz gerileme sürecinden çıkmak, Rönesans döneminde olduğu gibi çağının ilerisinde ve belirlenmiş kalıpların dışında düşünen insanlar, onların üretimleri ve paylaşımları ile mümkün.

Bu noktada ülkemizdeki hackerlara iş düşüyor. Neden bizlerde Amerikalı akranlarımız gibi toplumumuzu bir adım daha ileriye taşıyacak işler için taşın altına elimizi sokmuyoruz?

 

 

Comments Off on Hackers & Painters | Something

Ekip

May 31st, 2013 — 1:24am

Hıncal Uluç’tan duymuştum, küçük insan diye bir tabir var. Önündeki fırsatlardan küçüğünü seçen insandır bu gurup. Ve öylede mutlu oluyordur. Var olanı değiştirmek ile ilgili fikirler eylemler ona komik ve anlamsız gelir çoğu zaman.

Bu kadar gelişebilen bir ülke olduğumuzdan aslında etrafımızda bu tip insanlardan çok var. Yine bir ekip kurma dönemindeyim, tabi bu durum ufak bir geriyor insanı…

Eskiden kaynağım olmadığından ekip kuramadığımı zannederdim. Aslında olayın kaynakla bir ilgisi olmadığını anlıyorum şuan. Bu toplumda yaşayan aydınların bile “Yarısından çoğu aptal” derken çekinmediği bir toplumda yaşamaya bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Böyle bir toplumda bir şeyleri değiştirmek, ilginç zorluklar içeren bir serüven…

Kendi kendini, takımının hedefleri için motive edebilen, birilerinden oluşan ekip kurmak bir girişim için birinci öncelik. İş fikrinin ne olduğu hiç önemli değil. Kürdan bile üretsen, adam gibi bir ekiple çok değişik noktalara gelebilirsin. Asıl mesele birlikte üretme heyecanını yaşamak.

Üstüne aldığı işi başından atmak, bitirmiş gibi yapmak doğal bir davranış gibi kabul ediliyor bu toplumda ilginç bir şekilde. Günü kurtarmaya her konuda o kadar alışmış ki herkes! Sen bu işi yapmadın, yapmış gibi gösteriyorsun, bu bir çeşit nitelikli dolandırıcılık diye çıkıştığında da şaşırıyor insanlar.

Daha önceki girişim denemelerimde ekip olduğumu zannederken, ne tarz goller yemişim şöyle bir düşüneyim dedim. Umarım aynı hataları tekrar yapmam…

Mesela ilk girişim denememde ortaklık yaptığım kişi, Serdar çalışıp kassın ben karı paylaşayım modunda düşünüyormuş meğer. Ben iyice odaklanalım diye işimi bırakmışken o gönül rahatlığıyla Rusya’ya tatile gitmişti.

Daha sonraki bir denememde hayatında “webrazzi” kelimesini ilk kez benden duymuş bir kişi web girişimi marketing konusunda bana mentorluk yapabileceğini düşünüyordu, bir başka Serdar kassın paylaşalım örneği sezdim ve daha erken kesip atabildim :)

Bir kaç arkadaşla da hem teknik olarak bize öğret, para kazanacak işi bul, işin çoğunu sen yap sonra da %50 sini bize ver durumu yaşadım…

Memuriyet ya da sözde büyük kurumlardaki fazla mesai ile startup fikrinin bir an önce hayata geçmesi için 7/24 kendini ürününe vermek arasındaki farkı göremeyen insanlarla da çalıştım.

Birinde yatmadan önce 1 saat daha bakıyım dediğinde ürün 1 saat daha ilerlemiştir. Öbüründe 1 saat birinin kıçını yalamışsındır ve o senin ağzına sıçmaya devam eder… sen mutlu bir köle olduğundan ya ölene kadar göremezsin ya da ilk farkettiğinde çok ciddi bir hassiktir çekersin ve belki de o gün 50 yaşında olursun!

Yaşadığım durumlarda bir ortak özellik var gibi, ya ben çok şansızım ya da dolandırıcılık bu toplumda normal bir durum.

Comments Off on Ekip | Something

RTFM and the Technology Adoption Lifecycle

April 30th, 2013 — 12:35am

Reading the manuals is good. And sure it is necessary.

But there are sometimes even I read the manuals I can’t figure out what is going on.

There are good manuals and bad manuals,
but also for me there are some topics that I can’t figure out without practicing with a guider …

I am a software developer… My days passes with learning from manuals.
But I see that it is not going fast that way. I think it is not the way for everybody.

In mail groups or company environments you can see people are directing you to manuals.

Everybody has a diffrent way of learning things.

Some people read one time and can quickly re-produce it.

Some read one time understand the main idea but can’t reproduce first time. Needs to ask more questions.

Some read many time, reproduce many time and then learn the thing….

Everybody can do every thing. But needs diffrent intro periods.

Diffusion Of Innovation

Manuals are fast and good on reminding things to everybody.

But if some one beats the obstacle, you will finish the task faster …

please take a look at the candle problem

The main reason I blog about this is I see a working environment improvement here. 

If we follow the KISS principle better we may have the chance to be more productive. In today’s development environment most of the tasks are super simple for “Innovators”, “Early Adopters” can join the challange but they suffers a little. “Early Majority” nearly have no chance…

Nearly all the world has the problem to find the good developers. I think we are searching the wrong ones… We need to prepare an easy environment for also early and late adopters … There are really few of innovators…

Manuals are not always written for “Early Majority” …

Maybe they look at the manual and don’t find their solution and ask questions and that is a productivity killer. We loose 2 people’s time…

To create a fast growing and cheap environment we need to create tasks for “Early Majority”

 

References

infoq.com/presentations/Ideal-Programmer
programmers.stackexchange.com/questions/84396/how-many-questions-are-appropriate-to-ask-as-an-intern#answer-84398

Comments Off on RTFM and the Technology Adoption Lifecycle | Something

Startup Süreçleri Üzerine Bazı Düşünceler

March 22nd, 2013 — 1:36pm

Türkiye’de bir web startup olmanın en büyük zorluğu bir ekip oluşturmak.

Kahve muhabbetlerinde parasal kaynakların azlığından dem vurulur hep, ama ben 1-2 kez başaramama tecrübesi edinmiş bir girişimci olarak gördüğüm kadarıyla sorunumuz birlikte bir şeyler yapmayı bilmediğimizi bilmemek…

Aslında kar zarar tablosunu doldurunca görüyorsunuz ki… Belli seviyedeki bir yazılımcı ay sonunda maaşından kalan ile bile bir ürün üretme sürecini finanse edebilir… (tamam, satma/pazarlama kısmında biraz kaynak gerekebilir :) ama growth hacking işler gibi duruyor. )

Teknik insan, yetenekli eleman az muhabbeti yapanlarda var ama bizim için bu söz konusu değil çünkü o bahsedilen az kişiler biziz… Kimsenin bulamadığı kişilerden 3-4 tane birden etrafınızda olabiliyor… Gel şunun ucundan tut dedin mi Türk gibi de başlıyoruz ama Alman gibi çalışıp İngiliz gibi bitirme durumuna gelemiyoruz…

Birde birinin ekibine motivasyonlu bir şekilde dahil olmak için o kişinin illa bir efsane olmasını istiyor gördüğüm kadarıyla insanlar… Ya da daha önceki yaşantılarında başarı olarak adlandırdığı bir şeyden geçmesini istiyor… (boğaziçi ya da MIT’den mezun olsun, Turkcell ya da Google’da çalışsın, Babasından bikaç milyon dolar kaldığını bilelim…) Bu durum kapitalizmin sinsi bir oyunu gibi… Lafa gelse kimse bunlardan etkilendiğini söylemez!

İnsanlar, birleşip özgürleşmek için, aslında olmayan bir şeyin gerçekleşmesini bekliyorlar!

Gençtur’un düzenlediği gönüllü çalışma kamplarına katılmıştım okul zamanları. O gönüllü çalışma ortamlarının her biri birer startupmış meğer. Şimdi daha iyi görüyorum.

Gönüllü çalışma ortamlarında bir birimize bir şeyler öğrettiğimiz olur. Yaptığımız gönüllü işi daha iyi kotarmamız için birbirimize daha önceki yaşantılarımızdan deneyimler aktarırız. İnsanların birbirini duyabildiği, ender guruplardandır gönüllü çalışma ortamları. Birine sarhoşken oynayabileceği bir oyun bile öğretsen, onun yaşamına kattığın bir değer olduğunu bilir.

Gelgelelim ciddi tecrübeler aktarsam da, alması gerekenden fazla maaş alsa da, startup da taşın altına elini sokma motivasyonunu kurmak çok zorlandığım bir konu.

Startup rutini olmayan sizi büyütecek olgunlaştıracak bir şeydir. Ne bilmediğinizi öğrenirsiniz startup’larda! Bu paha biçilmezdir.

Drew Dudley’in “everyday leadership” videosunu duygularıma tercüman buluyorum. Her gün çok sıradan ve kendinden kaynaklı gördüğün şeylerin bir tetikleyeni olduğunu fark etmeli insanlar.

Ben biri bana “daha sıkı çalışman lazım Serdar” dedikten 2 yıl sonra duyabildim. Şimdi öğüt sırası bana geldiğinde 2 yıl sonra duymasınlar diye de çabalıyorum. Ama hala doğru sözcükleri ve üslubu bulabilmiş değilim.

Öte yandan ben bir yazılım geliştirici olarak teknik tarafım ağır bastığı için insanları bir araya getirmede yeterli kuru yapamıyor olabilirim. Bu satırları okusaydım bana yararı olurdu diye düşündüğüm için yazdım. Biraz içimi döküp rahatladım… Benden sonra benim yolumdan giden birilerinin lolipop anı olabilir belki…

Comments Off on Startup Süreçleri Üzerine Bazı Düşünceler | Something

Alt.Net Türkiye Etkinliğimiz ve Bazı Düşünceler

December 11th, 2012 — 4:57am

Pazar günü çok güzel bir etkinlik yaptık alt.net olarak. Benim katıldığım en güzel alt.net etkinliğiydi. Umarım sonraki etkinlikler daha da güzel olur. Facebook gruba yüklenen fotoğraflara bakmak istiyebilirsiniz. Sunular biraz daha sonra yayınlanacak gibi. ama benim hazırladığım sunumu slideshare ve speakerdeck e yüklemiştim.

Sunum yapmak ile ilgili insanların farklı görüşleri olduğunu fark ettim. Bu konuda biraz içimi dökmek istiyorum.

Sunum yapmak için belli bir noktaya gelmek gerektiğini düşünüyor çoğunluk. Gelinecek nokta diye bir şey yok. Aramızda geyik yapıyoruz. O geyikler kiminin zaten bildiği şeyler olabilir ama zaten bilenlerden çok daha büyük bir kalabalığın daha hiç duymadığı şeyler de olabilir.

Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Bu şekilde kalmasının önemli sebeplerinden  biri de tecrübelerini paylaşmak için bir noktaya gelmeyi bekleyen insanlar olması. Bilmiyorum sadece bir noktaya gelmeyi mi bekliyorlar yoksa sadece kendileri bilince daha iyi oluyor mu zannediyorlar…

Sen o tecrübeni paylaşmayınca senin kaybettiğin zamanı başkası da kaybediyor… Ve olması gerektiğinden çok daha yavaş ilerleyen bir sektör oluyoruz.

Zaten bütün kaleler zaptedilmiş, bütün tersanelere girilmiş ve her köşe bilfiil işgal edilmiş. Sende gaflet ve dalalet içinde olma…

Paylaş, paylaştır….

Bir de tabi paylaşılmasını bekleyen armut piş ağzıma Türkçe düş diyen arkadaşlar var …

İngilizce öğrenemiyorum diye bir şey yok… Bu sektörde olup da İngilizce bilmemek kabullenilebilir bir şey değil… Arkadaş sen de biran önce İngilizceyi daha iyi öğren, sektörüne/ülkene zarar veriyorsun…

 

Comments Off on Alt.Net Türkiye Etkinliğimiz ve Bazı Düşünceler | Something

Page 2 of 41234

Back to top