Category: Something

You can find something on this category :)


İnsanlar Anlamak İstediğini Anlar

April 6th, 2014 — 2:42pm

Fedakarlıklar yaparsın,
insanlara inananırsın,
fakat insanlar inandırdıkları gibi değildirler.
Bunu farkedince kandırılmışlık hissi duyarsın.
Doğru bildiğin şeylerde de tereddüte düşersin!
Ve daha nelerle karşılaşacağım diye endişeye kapılırsın.
Bir gün yardımsever diye bildiklerin ve bildirilenler hiçte öyle olmaz,
Bazen bunu yaşar ve dillendiremezsin.
Bu elbette insanı yıkıyor.
Ama her defasında bu köylü kurnazı küçük insanlarla geçirilen yaşantılarda biraz daha güçlenirsin.
Aslında içinde tuttuğun bilgiler seni daha da güçlendirir,
Güçlenirken kendini çökmüş gibi hissedersin,
işte tam bu an kendine güvenin geldiği geçiş anıdır!
Malesefki insanın olduğu yerde kalleşlik, kişiliksizlik, kıskançlık olacak.
Ve gene malesef ki kimse senin anlattığını duymayacak, herkes anlamak istediğini anlayacak.

Comments Off | Something

Hackers & Painters

July 27th, 2013 — 7:31am

Paul Graham’ın beni etkileyen harika bir bloğu var… Geçenlerde bir kitapçıda Türkçe’ye çevirilmiş “Hacker’s & Painters” kitabını görüne alayım dedim. Ancak çeviri çok kötüydü…

Kitabın başlığındaki Hacker kelimesi bu coğrafyada “abi sen sitemi hackliyosuna” indirgense de… Hacker kelimesi birden çok anlamda kullanılıyor. Program yazmayı, üretmeyi, geliştirmeyi seven anlamında kullanımı Türkiye’de pek yaygın değil. Türkçe’de tam olarak bu anlatımı karşılayacak bir kelime olmadığından bu anlamıyla İngilizce’den Türkçe’ye girecektir diye düşünüyorum.

Son 40 yıl içinde dünyayı değiştiren insanların çoğunun programcı olduğunu fark etmişsinizdir. Bill Gates, Steve Jobs, Larry Elison, Mark Zuckerberg, Biz Stone, Drew Houston… Bu sözler Paul Graham’ın kitabının ön sözünden. Paul Abi 10 yıl önce kitabını yazarken henüz dünyayı değiştirmemiş olan 2-3 kişiyi de ben ekledim cümleye.

Dünya’da en son büyük bir değişimi tetikleyen insanlar 1400’lü yıllarda ressam olarak yaşamışlar. Bir Rönesans dönemi olmuş. Bir şeyler üretmek, paylaşmak, toplumları ileri taşımak istemişler. Bugün bu rönesans’ı ya da ikinci sanayi devrimini tetikleyen kişiler hacker kümesinde olabilecek kişiler.

Vizyon sahibi developer’da diyebileceğimiz hackerlar, açık kaynak ya da ticari ürünlerle insanların hayatını değiştirip, toplumları yönlendiriyorlar…

Bu kişiler insanların sosyalleşme sorunları olduğunu düşündüğü kişiler aynı zamanda. Ancak gerçek şudur. Pek çok insan bir hackerla sosyalleşebilecek geçmiş yaşantıları geçirmemiştir. Yani bir bakıma onlarla sosyalleşebilecek potansiyelde değildir…

how-people-see-programmers

İnsanlar büyük oranda aynıdır. Geçirdikleri yaşantılara göre aralarında farklar oluşur. Ne kadar çok yaşantı geçirirseniz o kadar çok tecrübeniz oluşur. Eğer hızlı hareket ediyorsanız, çok şey deniyorsanız diğer insanlarla aranızda bir fark oluşur. Olumlu ya da olumsuz değildir bu fark. Ama bir farktır ve uyumsuzluk oluşturur. Zamanla birileri bir şeyleri düşünüyorken siz çoktan denemiş olursunuz. (I’ve been there done that.) Diğerlerinin arasına karıştığınızda da herşey çok yavaş gelir size…

Türkiye’de de son yıllarda baya değişiyor… Ama bana göre bu değişim çabasının altı boş ve insanlara bir fayda sağlayacak bir değişim değil. Bu sebeple kalıcı olamayacaktır da.

Zaman içinde bu coğrafyada da olumlu değişimler yaşanacaktır. Bu değişim siyasiler, doktorlar, öğretmenler, avukatlar tarafından değil ancak bu coğrafyada yaşan hackerlar uyandığı zaman yaşanacaktır.

Comments Off | Something

Ekip

May 31st, 2013 — 1:24am

Hıncal Uluç’un küçük insan diye bir tabiri var. Önündeki fırsatlardan küçüğünü seçen insandır bu gurup. Ve öylede mutlu oluyordur. Vizyonlu fikirler eylemler ona komik ve anlamsız gelir çoğu zaman. Adamın önüne 5 bin lira koy, onu almayıp seni 10 lira dolandırmayı tercih eder.

Bu kadar gelişebilen bir ülke olduğumuzdan aslında etrafımızda bu tip insanlardan çok var. Yine bir ekip kurma dönemindeyim, tabi bu durum ufak bir geriyor insanı :) Eskiden kaynağım olmadığından ekip kuramadığımı zannederdim. Aslında olayın kaynakla bir ilgisi olmadığını anlıyorum şuan. Bu toplumda yaşayan aydınların bile “Yarısından çoğu aptal” derken çekinmediği bir toplumda yaşamaya bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Böyle bir toplumda bir şeyleri değiştirmek, ilginç bir serüven…

“Self-motivated” birilerinden oluşan bir ekip kurmak bir startup için 1. Öncelik.

İş fikrinin ne olduğu hiç önemli değil. Adam gibi çalışan bir ekip kurmak çok önemli. Kürdan bile üretsen o adam gibi ekiple çok şeyleri değiştirebilirsin.

Üstüne aldığı işi başından atmak, bitirmiş gibi yapmak doğal bir davranış gibi kabul ediliyor bu toplumda ilginç bir şekilde. Günü kurtarmaya her konuda o kadar alışmışki herkes! Kimse kendi kapısının önünü bile süpürmediğinden her gün geriye giden bir toplum bu toplum…

Daha önceki girişim denemelerimde ekip olduğumu zannederken, ne tarz goller yemişim şöyle bir düşüneyim dedim. Umarım aynı hataları tekrar yapmam…

Mesela ilk girişim denememde ortaklık yaptığım kişi, Serdar çalışıp kassın ben karı paylaşayım modunda düşünüyormuş meğer. Ben iyice odaklanalım diye işimi bırakmışken o gönül rahatlığıyla Rusyaya tatile gitmişti.

Daha sonraki bir denememde hayatında “webrazzi” kelimesini ilk kez benden duymuş bir kişi web girişimi marketing konusunda bana mentorluk yapabileceğini düşünüyordu, bir başka Serdar kassın paylaşalım örneği sezdim ve daha erken kesip atabildim :)

Bir kaç arkadaşla da hem teknik olarak bize öğret, para kazanacak işi bul, işin çoğunu sen yap sonra da %50 sini bize ver durumu yaşadım…

Memuriyet ya da sözde büyük kurumlardaki fazla mesai ile startup fikrinin bir an önce hayata geçmesi için 7/24 kendini ürününe vermek arasındaki farkı göremeyen insanlarla da çalıştım.

Birinde yatmadan önce 1 saat daha bakıyım dediğinde ürün 1 saat daha ilerlemiştir. Öbüründe 1 saat birinin kıçını yalamışsındır ve o senin ağzına sıçmaya devam eder… sen mutlu bir köle olduğundan ya ölene kadar göremezsin ya da ilk farkettiğinde çok ciddi bir hassiktir çekersin ve belki de o gün 50 yaşında olursun!

Yaşadığım durumlarda bir ortak özellik var gibi, ya ben çok şansızım ya da dolandırıcılık bu toplumda normal bir durum. Belkide buralardan gitmek için fazla bile bekledim…

Comments Off | Something

RTFM and the Technology Adoption Lifecycle

April 30th, 2013 — 12:35am

Reading the manuals is good. And sure it is necessary.

But there are sometimes even I read the manuals I can’t figure out what is going on.

There are good manuals and bad manuals,
but also for me there are some topics that I can’t figure out without practicing with a guider …

I am a software developer… My days passes with learning from manuals.
But I see that it is not going fast that way. I think it is not the way for everybody.

In mail groups or company environments you can see people are directing you to manuals.

Everybody has a diffrent way of learning things.

Some people read one time and can quickly re-produce it.

Some read one time understand the main idea but can’t reproduce first time. Needs to ask more questions.

Some read many time, reproduce many time and then learn the thing….

Everybody can do every thing. But needs diffrent intro periods.

Diffusion Of Innovation

Manuals are fast and good on reminding things to everybody.

But if some one beats the obstacle, you will finish the task faster …

please take a look at the candle problem

The main reason I blog about this is I see a working environment improvement here. 

If we follow the KISS principle better we may have the chance to be more productive. In today’s development environment most of the tasks are super simple for “Innovators”, “Early Adopters” can join the challange but they suffers a little. “Early Majority” nearly have no chance…

Nearly all the world has the problem to find the good developers. I think we are searching the wrong ones… We need to prepare an easy environment for also early and late adopters … There are really few of innovators…

Manuals are not always written for “Early Majority” …

Maybe they look at the manual and don’t find their solution and ask questions and that is a productivity killer. We loose 2 people’s time…

To create a fast growing and cheap environment we need to create tasks for “Early Majority”

 

References

infoq.com/presentations/Ideal-Programmer
programmers.stackexchange.com/questions/84396/how-many-questions-are-appropriate-to-ask-as-an-intern#answer-84398

Comments Off | Something

İkna

April 9th, 2013 — 10:52am

İnsanların 3 beyni var. İlkel, duygusal ve mantıksal beyinler.

Çoğu zaman kurduğum cümlelerin mantıksal beyni geçip duygusal ve ilkel beyinleri rahatsız edebilecek yerlere dokunduğunu fark ettim.

Mantıksal beyne hitap ettiğimi düşünerek bazı beklentiler oluşturuyorum.  Bir şekilde insanlara ulaşma denemelerimde mantıklı karşılıklar almadığım çok oluyor. Biraz daha iyi bir dinleyici olsam belki hiç denemeyeceğim o ikna girişimini…

Belki vaktim olduğunda bu konuyu bir psikolojik danışmanla uzun uzun konuşmam lazım :)

Herkesin bazı kalıpları var ve sizi iyice tanıyana kadar daha önce geçirdiği yaşantılarda bir yer seçip oraya koyuyor sizi ve sizin söyledikleriniz o kalıbın içine göre değerlendiriliyor. O kalıba girdikten sonra çıkmak da kolay değil. Aslında bu ön yargıların bizi koruduğunu da düşünebiliriz… Ama yanlış kalıba koyduğumuz biri ile olan iletişimimiz zor bir sürece giriyor.

Bir startup üyesi olduğunuzda, önce insanların sizi hangi kalıba koyduğunu anlayabilirseniz, sizi duymalarını belki sağlayabilirsiniz.

Startup süreçleri benim için her anında çok keyifli ancak ikna süreçlerindeki teatral durumlar yapıma uygun olmadığından işim çok zor gözüküyor…

Comments Off | Something

Startup Süreçleri Üzerine Bazı Düşünceler

March 22nd, 2013 — 1:36pm

Türkiye’de bir web startup olmanın en büyük zorluğu bir ekip oluşturmak.

Kahve muhabbetlerinde parasal kaynakların azlığından dem vurulur hep, ama ben 1-2 kez başaramama tecrübesi edinmiş bir girişimci olarak gördüğüm kadarıyla sorunumuz birlikte bir şeyler yapmayı bilmediğimizi bilmemek…

Aslında kar zarar tablosunu doldurunca görüyorsunuz ki… Belli seviyedeki bir yazılımcı ay sonunda maaşından kalan ile bile bir ürün üretme sürecini finanse edebilir… (tamam, satma/pazarlama kısmında biraz kaynak gerekebilir :) ama growth hacking işler gibi duruyor. )

Teknik insan, yetenekli eleman az muhabbeti yapanlarda var ama bizim için bu söz konusu değil çünkü o bahsedilen az kişiler biziz… Kimsenin bulamadığı kişilerden 3-4 tane birden etrafınızda olabiliyor… Gel şunun ucundan tut dedin mi Türk gibi de başlıyoruz ama Alman gibi çalışıp İngiliz gibi bitirme durumuna gelemiyoruz…

Birde birinin ekibine motivasyonlu bir şekilde dahil olmak için o kişinin illa bir efsane olmasını istiyor gördüğüm kadarıyla insanlar… Ya da daha önceki yaşantılarında başarı olarak adlandırdığı bir şeyden geçmesini istiyor… (boğaziçi ya da MIT’den mezun olsun, Turkcell ya da Google’da çalışsın, Babasından bikaç milyon dolar kaldığını bilelim…) Bu durum kapitalizmin sinsi bir oyunu gibi… Lafa gelse kimse bunlardan etkilendiğini söylemez!

İnsanlar, birleşip özgürleşmek için, aslında olmayan bir şeyin gerçekleşmesini bekliyorlar!

Gençtur’un düzenlediği gönüllü çalışma kamplarına katılmıştım okul zamanları. O gönüllü çalışma ortamlarının her biri birer startupmış meğer. Şimdi daha iyi görüyorum.

Gönüllü çalışma ortamlarında bir birimize bir şeyler öğrettiğimiz olur. Yaptığımız gönüllü işi daha iyi kotarmamız için birbirimize daha önceki yaşantılarımızdan deneyimler aktarırız. İnsanların birbirini duyabildiği, ender guruplardandır gönüllü çalışma ortamları. Birine sarhoşken oynayabileceği bir oyun bile öğretsen, onun yaşamına kattığın bir değer olduğunu bilir.

Gelgelelim ciddi tecrübeler aktarsam da, alması gerekenden fazla maaş alsa da, startup da taşın altına elini sokma motivasyonunu kurmak çok zorlandığım bir konu.

Startup rutini olmayan sizi büyütecek olgunlaştıracak bir şeydir. Ne bilmediğinizi öğrenirsiniz startup’larda! Bu paha biçilmezdir.

Drew Dudley’in “everyday leadership” videosunu duygularıma tercüman buluyorum. Her gün çok sıradan ve kendinden kaynaklı gördüğün şeylerin bir tetikleyeni olduğunu fark etmeli insanlar.

Ben biri bana “daha sıkı çalışman lazım Serdar” dedikten 2 yıl sonra duyabildim. Şimdi öğüt sırası bana geldiğinde 2 yıl sonra duymasınlar diye de çabalıyorum. Ama hala doğru sözcükleri ve üslubu bulabilmiş değilim.

Öte yandan ben bir yazılım geliştirici olarak teknik tarafım ağır bastığı için insanları bir araya getirmede yeterli kuru yapamıyor olabilirim. Bu satırları okusaydım bana yararı olurdu diye düşündüğüm için yazdım. Biraz içimi döküp rahatladım… Benden sonra benim yolumdan giden birilerinin lolipop anı olabilir belki…

Comments Off | Something

Page 1 of 812345...Last »

Back to top