Category: Anı

Bu kategoride zaman zaman yaptığım gezilerin hikayelerini ya da paylaşmaya değer bulduğum anıları bulacaksınız.


Yudosk Uluslararası (:P) Nuriosmaniye – Fevziye Geçişi

February 24th, 2009 — 5:55am

Nuriosmaniye – Fevziye arası bol karlı bir yürüyüş oldu. Zaman zaman 30 cm’yi geçtiği oldu kar kalınlığının. Haliyle bizi epey yordu… Eminim herkesin hala bacakları ağrıyordur.

Google Earth görünümünü bir inceleyin nasıl tepeler aşmışız görün :)

nuriosmaniye fevziye gecisi rota

nuriosmaniye fevziye gecisi rota

15 kişi gitmeyi düşünürken birden bire 22 kişi olunca büyük minibüsle gittik. Önce Berceste’de kahvaltı ettik, yürüyüş için alışverişimizi yaptık. Berceste’de durulunca bol bol kuruyemiş alındı tabi… Çantalar kuruyemiş yüklü şekilde, Nuriosmaniye köyünden çok dik bir yokuşla başladık yürüyüşe.

Hava çok güzeldi. Yani yürüyüş için güzeldi :) Etraf kar kıyamet tabi. Ama özellikle ilk başlarda ne rüzgâr ne de yağış vardı. Ilımanca bir hava ve her yer bembeyaz… Yürümek için çok güzel anlardı.

nuriosmaniye fevziye gecisi

nuriosmaniye fevziye gecisi

Başlarda geniş bir yay çizip orman içine daldık, tel örgüler aştık biraz zaman kaybettik, aslında zaman kaybı demeyelim gerçek bir doğa sporu gibi başladık… Sonra hava kararmadan bitirmek adına orman içine dalma işini bıraktık ve patikadan devam ettik…

nuriosmaniye fevziye gecisi

nuriosmaniye fevziye gecisi

Bir ara ilerileri görmemizi zorlaştıran bir sisle yürüdük ama yolumuzu şaşırmadan köye inen güzel bir patika bulduk. Ve patikanın sonunda yürüyüşü tamamladık.

Bu hafta çok daha güzel geçeceğini tahmin ettiğim deniz manzaralı kar yürüyüşüne herkesi bekliyorum…

Gezinin Fotoğrafları

2 comments » | Anı

Kulindağ – Polonezköy Yürüyüşü

January 19th, 2009 — 11:33pm

İstanbul’u gezmeyi özendiren kitabı almayan ya da görmeyen kalmadı heralde. Ölmeden istanbul’da mutlaka kulindağ’a gidin diyor kitap. Asıl önerisi gece yıldızları izlemek. Ama trekking severler o satırları okuyunca ölmeden önce kulindağ’dan polonezköy’e yürümeliyim diyor. :) Bi ara da gidip yıldızları izleriz huzur sığınağında…

Polonezköy çok güzel bir konumda. Bi kere şehre çok yakın … Yürümeye saat 10 gibi başladık. saat 3 buçuk gibi yürüyüş bitti. 10 KM yürüdükten sonra, 1 saat polonezköyün içinde bişeyler içtik ve hava kararmadan evlerimizde olduk. Şu kısa günlerde mükemmel bir parkur.

Yerin yakınlığına ek olarak çok da güzel bir orman var o bölgede. Bazı yerlerde dikenler bizi biraz sıkıştırsada genelde çok keyifli bir yürüyüş oldu.

Yudosk Kulindağ polonezköy gezisi

Tabi yürüyüşe başlamadan önce kulindağda yaptığımız kahvaltıya da değinmemiz gerekiyor. Kulindağ’daki tesiste birbirinden lezzetli peynirle çok güzel bir kahvaltı yaptık. Ben kendi adıma bu kahvaltıyı tekrar edicem. Tabi önceki gece yıldızları izlemiş olucam, kahvaltı daha lezzetli olucak :)

Yudosk Kulindağ polonezköy gezisi

Bu yürüyüşte de rehberlik yaptım. Aslında rehberlik eğitimi almaya devam ettim diyelim :)
Elimde GPS olmasına rağmen bir iki yanlış sapışlarım oldu … Aslında direk gps ekranına bakıp yürümeye çalışmamdan kaynaklanıyor. Kafamı kaldırıp yolu biraz daha fazla gözle incelemem gerek…

Yudosk Kulindağ polonezköy gezisi

Yudosk bu yürüyüşünü de şişli belediyesinin araç yardımı ile gerçekleştirdi. Bir kez daha belediyemize teşekkür ediyoruz.

Comments Off on Kulindağ – Polonezköy Yürüyüşü | Anı

Rehberimsi Serdar ile Çandarlı dan Adliye ye

December 23rd, 2008 — 1:24pm

Yazıya başlamadan Şişli Belediyemize derneğimize sağladığı otobüs için çok teşekkür ederiz. Bu otobüs sayesinde yol masrafımız azaldı. Ve topladığımız paranın kalanını Yudosk aracılığı ile öğrencilere burs olarak dağıtıyoruz.

Bu geziden itibaren her hafta yapacağımız gezilerde en az 5 üniversite öğrencisini ücretsiz trekking‘e götüreceğiz. Eğer aracımızda yer olursa bu sayı artacak.

Efendim gelelim hikayemize; evvel zaman içinde, doğa yürüyüşlerinden birinde Serdar, Oğuz abisinin GPS’ine fazla merak duymuştur. Bu ilgi daha önceki anılarda dile de gelmiştir. Yudosk’un rehber adedini arttırma ihtiyacında bu merak tekrar hatırlanır. Ve Serdar’a bi tur oynaması için GPS verilir :) Oğuz abisi, Serdar’a al GPS’i bizi Çandarlıdan Adliye’ye götür der.

 
gps ile oynayan serdar
 

Oldum olası elektronik aletlere meraklı olan Serdar bu teklife atlar. Alır eline GPS’i heyecanla rehberimsilik yapar. :) GPS güzel bi alet, onla kaybolmak bozulmadığı sürece imkansız…

Neyse efendim Çandarlı‘dan doğaya giriş yapan ekibimiz kolay bir başlangıçla hızlı hızlı yol alır. Başlangıçta niyetleri Elmalı‘yı yukarıdan pas geçmek olsada madem bu kadar hızlı yürüdük “belki elma buluruz Elmalı’da” deyip Elmalı’nın içinden de geçerler. :) Elmalı’da bir karabaş katılır ekibe. Öncü olarak ekibin önüne geçer Karabaş. Rehberimsiye, rehberimsilik eder.

 

elmalıdan geçen yürüyüş grubu

elmalıdan geçen yürüyüş grubu

 

Serdar, Karabaş’a Pavlov’dan öğrendiği kadarıyla klasik koşullama yapar. Her yol gösterdiğinde yemek verir. Klasik koşullama taktiği gezinin ilerleyen dakikalarında bir yol ayrımında kendini gösterir. Semra ve bir kaç gezgin yolun sağından, Serdar ise yolun solundan gider. Tabiki Karabaş da yolun solundan gider. :)

Gezinin mızmızı olma ünvanını Azade alır. :) Ama oda parkuru önde bitirenlerdendir. Çok da mızmız değildir. İlerliyen faaliyetlerde yürüyüşlere gelip gelmemesine göre mızmızlığının ne seviyede olduğunu görebileceğiz… :P

 
karla karışık trekking
 

Bu trekking mevsim itibari ile meyve sebze ikram etmez ama kartopu oynayan gezginler olmuştur. İşte böyle … geldik bir anının daha sonuna, bir sonraki gezide görüşmek dileğiyle.

Comments Off on Rehberimsi Serdar ile Çandarlı dan Adliye ye | Anı

Meyvelerine Kurban Dağı

November 13th, 2008 — 7:25pm

Fevziye ve Yenisölöz köyleri arasında keşif parkur yürüyüşümüzün raporudur. (Yudosk)

Bu hafta meyvelerine kurban dağına gittik. 10 kişilik küçük ekibimizle güzel bir yürüyüş yaptık. Bol meyveli :) (Koca yemiş! Elma, Armut, Ayva, Ceviz, Alman Fıstığı, Böğürtlen, İncir …)

En başta biraz yolumuzu şaşırdık. Fevziye köyünü birkaç denemeden sonra anca bulduk. (Bu kadar meyveli bir rota da zaten zor bulunmalıydı…) Güzel minibüsümüzle az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Asfalt yollar biraz karışık geliyor bize :)

Aman nazar değmesin doğa da yolumuzu şaşırmıyoruz.

Yürüyüş süper elmalarla başladı. Sert sulu sulu… 100 metre sonra armut göründü, 100 metre daha sonrada ayva… Pazarda tezgahları gezer gibi çantaları doldurduk. Tabi sonra ağırlaşan çantalar ve dikleşen yokuş bizi biraz yordu. :)

Yürüyüşe yokuş yukarı başladık. Köyden çıkıp ormana dalana kadar biraz tırmandık. Sonra orman içinden zaman zaman patikaları kullanarak, zaman zaman ağaç aralarından kendimize yol açarak ilerledik.

1 saat kadar bir yürüyüşten sonra çantaya meyve istifleme işinden vazgeçildi. 1-2 ısırıp kenara atma moduna geçtik. :) ayıp tabi ama orda olsanız sizde öle yapardınız. Her ağaçtan farklı bir lezzet aldık.

3-4 farklı çeşit elma vardı parkurda. Yürüyüş keşif yürüyüşü, önceden bilemediğimiz için hepimiz evden meyve getirmiştik. :) Tabi geri götürdük. :)

13 KM civarı yolumuz boyunca farklı bitki örtüleri gördük. Değişik iklimlere girdik de diyebiliriz. Bir ara soğuk, bir ara sıcak, sisli, güneşli… Doğa bizi seviyor diyorum ben, hem yolumuza pazar kuruyor :) hem de biz yürürken yağmur yağdırmıyor… (haftaya yağar kesin :))

Her hafta etkinliklere yazı yazmak güzel ama biraz zaman alıyor. Her zaman yapılamaya bilir… :)

Comments Off on Meyvelerine Kurban Dağı | Anı

Sansarak Kanyonu

September 24th, 2008 — 4:29pm

Yudosk raportöründen herkese selamlar,

Yürüyüşten bir gün önce hava günlük güneşliktir. Yürüyüşe katılacaklar yanlarına mayolarını da almayı düşünür. Ama hava sabah öyle bir yağarki çoğunluk mayolarını yanlarına almaz. Hatta acaba yürüyüşe gitmesek mi diyenler de olur, yürüyüşe ilk katılacaklardan…

Yağan yağmur yolları kayganlaştırınca yolda hayli fazla kaza görür yürüyüşçüler, Aman derler… Kazasız belasız arabalı vapura varırlar. Vapurda keyifli bir kahvaltı yapılır. Sonra devam edilir Sansarak’a doğru.

Sansarak epey kalabalık karşılar yürüyüşçüleri. Pikniğe gelenler, terlikleriyle kanyonu geçmeye çalışanlar, kavununu serinlesin diye dereye bırakanlar ….

En çok kavununu derede soğutan hayırsever sevindirir gezginleri. 22 kişi’ye bir dilim gelecek şekilde paylaşılabilen büyüklükte bir kavun ufku yeni olan insanların karşısında durur.

– Acaba yesek mi?
– Yok ya yemeyelim…
– Etrafta kimse de yok…
– Ya biz bunu yiyelim be!
– Ehe ehe … hadi yiyelim. :)

Uğur abinin isviçre çakısı ile dilimlenen kavun yürüyüşün başlangıcını şenlendirir. Tatlı yiyelim, tatlı yürüyelim derler yürüyüşçüler ve girerler suya…

Kolay bir parkur olduğundan herkes hoplaya zıplaya geçer taşların üzerinden. Yorgunluk arttığında ayak kaydırıp suya düşmeler baş gösterir. Bu konudaki rekor Uğur Abinin olur, bir ara bir dakika da 3 kere düşer :)

sansarak kanyonu

sansarak kanyonu

Yürüyüş sırasında bir iki kulaç mesafeli yüzülebilecek yerler vardır. Kimisi girer yüzer. Serdar daha önceden ağzını yaktığı için pek denemek istemez :) (Bknz. Kaz Dağları Kampı) Denemek isteyenlere engel olmaya çalışır.

Gurup yürüyüş esnasında hızlı yürüyenler ve yavaş yürüyenler olarak ikiye ayrılır. Hızlı yürüyenlerde çok hızlı yürüyenlerin kopmasıyla bölünür. Bölük börçük tamamlarlar yürüyüşü…

sansarak kanyonu

sansarak kanyonu

Çok hızlı ve hızlı giden grup rotayı bitirip köye gelir üstünü değişir, çayını içer arkadan gelen olmaz. Çok yorulmuşlarsa minibüsle yaklaşalım da kıyak yapalım görüşü hakim olur. Fakat arkada kalan trekingciler guruludur asla araçlı yardımı kabul etmezler. Rota kas gücüyle tamamlanmalıdır :)

Herkes köyde toplandıktan sonra dönüş yoluna başlanır. Feribotta kuyruk beklememek için yüryüşçüler otobüslerini sırada bırakıp karşıya, Eskihisar’a geçerler. Kurukta beklemeden karşıya geçmek çok hoşuna gider yürüyüşçülerin. Kuyrukta bekleme zamanını Eskihisar’da akşam yemeğine dönüştürürler. Kendilerini çok çakal hissetmektedirler. :)

Yemekler yenip içkiler içildikten sonra dönüş yoluna girilir. Eve biraz geç varılmıştır ama olsundur… Artık askerden dönme psikolojisini üstünden atan Serdar, çok keyifli bir yürüyüş gerçekleştirmiştir.

2 comments » | Anı

Bağ Bozgunu Güncesi

April 23rd, 2008 — 10:49pm

Bu yazımıza tekziplerle başlamak gerekti :) Serdar’ın yazdığı hikâyeler laf olsun
torba dolsun hikâyelerdir. Benzetmelerin tümü abartmadır. Meral asla mızmız biri
değildir. Selman piknikten nefret eder. Sürçü lisan etmişiz bazı yerlerde. Pardons.

Gelelim Ekibimizin bağ bozgununa :) etkinlik erken saatlerde otobüs muhabbetleriyle
başlar. Birbirini ilk kez gören insanlar tanışır ve tanıştıklarına memnun olurlar.
Tekirdağ’da bir kahvaltı molası verilir. Grup üyelerinden birinin getirdiği börekler,
acıbadem kurabiyeleri afiyetle yenir. Ve hızla Doluca’nın şarap fabrikasına doğru
yol alınır. Herkes yolda içeceği şarapların ve yiyeceği üzümlerin hayalini kurmaktadır.

Dönemeçli Şarköy yolundan sonra Doluca’nın şarap üretim mabedine varılır. Ekip iyi
içicidir. İçtikleri şarapların nerede üretildiğini denetlemeye gelmiş müfettiş modundadır.

Önce kırmızı şarabı denetler. Yarı mamul şarabı test eder. Kimine buruk gelir tadı
kimi güzel bulur, beyaz şaraba doğru ilerlenir. Beyaz şarap olabilecek bir yarı
mamul daha test edilir. Bu test sırasında kazanın başında biraz fazla kalınır. Kazan
bitmek üzereyken durumu fark eden fabrika rehberi daha güzel şaraplarda tadacağız
gazı verip ekibi lezzetli yarı mamulden uzaklaştırır. Fakat rehberin bizi kandırdığı
çok geçmeden anlaşılacaktır. Gerçi içilen yarı mamul şaraptan çok fantaya benziyordu
ama lezzetliydi :)

Doluca Şarap Fabrikası

Fabrikayı gezerken ekibin en hoşuna giden alan şarapların dinlendirildiği fıçıların
bulunduğu alan olur. Bacak bacak üstüne atmış uzanan bir sürü kırmızı ve beyaz şarap
biz içeri girince şöyle bi toparlanır. Kısa bi süre şaraplarının neden dinlendiğini
dinleyen ekip şaraplar daha fazla rahatsız olmasın diye içeriyi çabuk terk eder.

Ekibin esasasen amacı Doluca’nın bağlarını bozmaktır. Fakat hain Doluca fabrikası
planlayıcıları yıllar önce Bağları Gelibolu yarımadası Milli parkına yapmıştır.
Dolayısıyla ekip çok pis bozulur bağı bozamadığına.

Fabrikayı biraz daha gezdikten sonra rehberin bizim için hazırladığı şarap test
masasına gelir sıra. Şarap test masası dinlenen şarapları gören bir odadadır. Bir
kırmızı birde beyaz bol ödül almış Doluca şarabı test eden grubun içme isteği kabarır.
Çıkarken 1 er 2 şer hatta 3 er şişe şarap alarak fabrikayı terk ederler.

Bağı bozamayan ekibimiz bari biraz yüzelim bide mangal yapalım der. Uçmak dere’ye
doğru uçarcasına yol alır. Kendine uygun mesire yerini bulan ekip hoş sohbetini
yapar bir miktar daha şarabını içer, yüzer ve evinin yolunu tutar.

Bu hikayede insanlar alınmasın diye isim kullanılmamıştır. :)

P. S. Bu yazı Doğa Gezginleri Mail Grubunda Anı Olarak Yazılmıştı.

Comments Off on Bağ Bozgunu Güncesi | Anı

Page 2 of 41234

Back to top