Bu kategoride zaman zaman yaptığım gezilerin hikayelerini ya da paylaşmaya değer bulduğum anıları bulacaksınız.
September 7th, 2009 — 11:07pm
İstanbul’da yıllardır oturupta o taraflara gitmemiş olmak büyük kayıp. Önce bir İstanbul’u bitirelim sonra başka yerlere gideriz diye düşünüyorum.
Kilyos ile Rumeli feneri arası yorucu olmayan bir tempoda 4 saat’te yürünebilen bir parkur. Güneşten saklanılabilecek pek fazla yer olmadığı için bu yürüyüşün havaların serince olduğu bir zamanda yapılmasında fayda var. Mahmut ağabey de bu sebeple eylül ayına almış bu yürüyüşü.

Yürüyüşe hafif tempoda başladık. Sonra biraz hızlanmaya çalıştık. Yolu yarıladığımızda bir deniz serinlemesi yaptık. Tam doyamadık yalnız. Bir dahaki sefere bu konuda daha başarılı olmalıyız.
Yol boyunca 3 tane güzel plaj gördük. Biz tepede güneş ayağımızda botlar yürüyoruz, plaj sakinleri plajda serilmiş yatıyorlar… Enteresan karşıladılar bizi tabi :) hatta köpekleri baya havladı bize…
Belki, plajlardakileri gördüğümüzden daha uzun deniz keyfi istemişizdir.

Son olarak, belirtmeden geçmeyelim, yol üzerinde bol miktarda intiharlık uçurum mevcut :)
Comment » | Anı
September 3rd, 2009 — 10:43am
30 ağustos zafer bayramını kutlamak için doğa da yürüyüşü seçen yudosk yürüyüşçülerinin anısıdır.
Fevziye’den Yeni Gürle’ye yürüyecektik. İznik gölü civarlarında manzaralı rotalar sağlıyor kurban dağı… O yüzden sık tercih ediyoruz. Ben ekstra tercih ediyorum Anadolu yakasında oturduğum için eve dönüşüm daha erken oluyor… Tekirdağ tarafına gitsek evde daha geç oluyorum. Eski Hisardan geçmenin de bir ayrı güzelliği arabalı vapurda kahvaltı ediyoruz.

Güneş tepedeyken yapılan yürüyüşler daha yorucu oluyor. Çok su içesi geliyor insanın, 2 litre su da azmış meğer bir dahaki yaz yürüyüşünde unutmayayım da yanıma 3 litre su alayım…
Orman içine girmesek 5 litre su bile yetmez. Ölür kalırız herhalde. Rotamızın bir yerinde güneşten devam etmemiz gerekiyordu ama yolu uzatmak pahasına orman içine girmek için tutturmuştum. Şimdi tekrar düşündüm iyiki tutturmuşum :)
Yemek molası için yamaç paraşütü yapılabilen bir noktayı seçmiştik. Şansımıza Yıldız teknik havacılık kulübü de oradaydı. Onları uçarken görüp baya bir imrendim ben :) resimden uçan bir insana nasıl baktığımı görebiliriz…

Aslında uçmaya pek niyetleri yoktu da Mahmut ağabey zurna peşrev’ine başlayınca durum değişti :)

Mola sonrası patika takip ederek bir 5 km daha yürüyüp yürüyüşümüzü kazasız belasız tamamladık. Vapurda güneşin batışında da poz vermeyi unutmadık…

Comment » | Anı
July 9th, 2009 — 12:50pm
Sansarak kanyonu hep keyif veren bir parkur olmuştur. Böyle ukalalık yaptığıma bakmayın ben de ikinci kez gidiyorum. Ama ikidir çok eğleniyorum. İstatistiksel olarak haklıyım :)
Sıcak günlerde serin sulara atlayıp yürümekten daha eğlenceli bir yürüyüş düşünemiyorum.
Eskihisardan feribota binerken, uzaklarda yağmur bulutları görmüştük. Bulutlar çok yağmur yağdırırda, sel sularına kapılan yürüyüş grubu olarak 3. sayfa haberlerine konu oluruz diye biraz tedirgin olmuştuk. Ama korktuğumuz başımıza gelmedi. Tatlı tatlı gittik geldik Sansarak kanyonuna.
Tek sorun yorgunluktan adım atamaz hale gelip yuvarlana yuvarlana yürüyüşü bitirmemizdi. Gerçi buna sorun diyemeyiz. Baya eğlenceliydi suda yuvarlanmak.
Geçelim Sansarak ödülleri törenine
Serpil yürüyüşün ilk düşeni unvanını aldı. Tam üçüncü adımda kendini yüzüstü sulara bıraktı. Artık düştü mü? Biran önce serinlemek mi istedi? Bilemiyoruz :)
Nalan ablamıza da en çok düşen unvanını veriyoruz. Özgün en çok yüzen unvanını alıyor. Güreş konusunda da mansiyon veriyoruz kendisine :) En Osmanlı burunlu unvanını da Cihan a veriyoruz. Aliye ablamıza en şiddetli bilek burkulması, Recep’e en ters bacak açılması unvanını veriyoruz. Taşkın’a gülme komşuna gelir başına diyoruz. (Ağabey bari aynı yerde düşmeseydin :P) Özgür en çok nikotin tüketen unvanını alıyor. Bu satırdan ayrıca dumanlı nikotin tüketenlere teessüf edelim.
Oğuz Ağabey’e en iyi rehber, Ömer’e en iyi artçı, Gözde ve Tamer Ağabey’e de en iyi yürüyüşçü ödüllerini verelim. Evet hepimize ödül vermiş olduk :P
Ayrıca Serdar bu yürüyüşte Cihan ve Pınarın hayatını kurtardı. Ona da hayat kurtarma dalında mansiyon verelim :) Sırtüstü uçurumdan (:P) aşağı giden Cihanın tesadüfen arkasında olduğu için Cihan dereye değil de Serdar’ın kollarına düştü… Pınar da ayakkabını bağla uyarısına kulak vermediği için, doğa ana tarafından ayak kayması ile yuvarlanma cezasına çarptırılmıştı… Serdar tesadüfen onun da arkasındaydı biraz yuvarlandıktan sonra tutabildi… Şimdi neden her düşenin arkasında Serdar var yoksa o mu düşürüyor diye düşünmeyelim, kimseye çelme takmadım :)
Comment » | Anı