Kaz Dağları Kampı

Perşembeyi, Cumaya bağlayan gece yola çıkar gezginler. Serdar araçtan sorumludur.
Mahmut Ağabeyi ona sorumluluk vermiştir. Elinde listesi her durakta binenleri işaretler.
Artı, bir artı daha sonra eksi, artı gene … artıların sayısı 19 olur kaptan dahil
20 kişi yola koyulurlar.

Çanakkale’ye doğru ilerlerler. Feribotla boğazı geçmek istediklerinde. Çannakkale
valisinin, annesi tarafından iyi yetiştirilmediğini anlarlar. Annesi ona “bütün
insanlara eşit davranman gerekili oğlum” dememiştir. Dediyse bile o bunu davranışa
dökememiştir ki, “Çanakkale truva tur” arabalarının feribotta geçiş üstünlüğü vardır.
Ambulansla, türevi bişeyle yolcu taşıyan firmayı tebrik etmemek mümkün değil. (oralardan
otobüsle geçecekseniz ona binin yani :) )

Fakat bu haksızlık gezginlerin 1 saatten fazla sıra bekleyip, sıkılıp patmasına
ve Hasan Ağabeyin güvenliğe dalmasına sebep olur. Gezginlerin boy ortalaması 1.90
ın üzerinde ve erkek sayısıda 10 un üzerinde olunca muharebeyi gezginler kazanır
ve bir sonraki vapura kalmadan binerler vapura. Zafer baklava yeyip, çay içilerek
kutlanır.

Çanakkale’nin Küçükkuyu’sundaki nil camping kalmak için uygun bir alan olarak belirlenir
gezgin liderlerince. Çünkü gezginler yağmuru göz önünde bulundururlar. Çadırları
kurup kahvaltıya, yılların trekkingcisi Orhan ağabeylerinin butik oteline geçerler.
Orhan ağabey ve hanımı ile eski gezginler hasret giderir. Yeni gezginler bi meraba
çekip muhteşem zeytinlere çıtır çıtır köy ekmeğine yumulurlar.

Kaz Dağları

Karınlarını doyuran gezginler, Küçükkuyu’nun eskilerinden Zeus’un sunağına giderler.
Zeus o sunakta ne kadar tanrıça varsa yakından görüşmüştür. Hatta Afrodite tekmeyi
koymuş 2 tepe öteye fırlatmıştır. Afrodit tepeye yüzünü çarpınca bişeye benzemiştir.
Zeus aslında tarihteki ilk estetik cerrahtır. Hemde en başarılısıdır. :) Serdar,
Zeustan taktik alabileceğini düşünür. Zeus bu mekanda baya aktif yaşadığına göre
bende evimi böyle döşemeliyim der. :)

Zeusun sunağından trekking provası vari inen gezginler. Deniz kenarında yeni açılmış
olan yeni yıldız motelin pilajında davet üzerine yüzerler. (Spontan gelişen şeyler
çok keyifli oluyor canım :) ) Hava o kadar güneşlidir, deniz o kadar güzeldir ki,
yüzmek çok keyifli olmuştur. Doğanın yağmur yağdırmayı planlamasına rağmen 1 gün
öteye atması gezginlere çok keyif vermiştir. Ama herkes yanına mayo almadığı için
bu keyifi sadece erkan, serdar, uğur the second ve nesligül alır. Diğerleri arkadaşlarının
keyif alıyor olmasından keyif alır. :)

Sonra yürümeye doyamayan gezginler mıhlıçaya yürürler. 1 saatlik bir yürüyüş sonunda
bir gölet görür yanında yayılırlar. Bu sefer yanında mayo olan tek şanslı Serdar’dır.
Haliyle şeytan “hadi gir” der. Demet, Serdar’a derki “Girme kalp krizi bile geçirebilirsin!
Su çok soğuk olabilir.” Ama Serdar deli kanlıdır ve o suya girmek zorundadır. Şöyle
bi yoklar suyu yüzeyden su soğuk değildir. Ama yüzeyden soğuk değildir. O sırada
şeytan kıs kıs gülmektedir. Azraile de mesaj atar. Gel der. :) Serdar suya balıklama
atlar. Şükriye deklanşöre basar ve çok güzel bir kare yakalar. Serdar suya girer
girmez Demet’e hak verir. Nefesi kesilmiştir deli kanlının. Çırpına çırpına kenara
gelir ayağını basabileceği bir yer bulur ve tekrar nefes almaya başlar. Serdar’ın
verilmiş sadakası vardır canı kurtulmuştur. Azrail bu sefer eli boş döner.

Kaz Dağları

Buradan bütün macera perest arkadaşlara (özellikle kanı deli olanlara) sesleniyorum.
Kendinize güvenseniz bile biri size yapma diyosa yapmayacaksınız. Size mantıklı
bi sebebi sizin anlayacağınız gibi ifade edemiyorsa bile etrafınızdakileri heyecanlandırmaya
hakkınız yok. (serdar olaydan ders çıkardı :) )

Yürüyüş sonrası kamp alanına dönen gezginler Hasan ağabey önderliğinde akşam yemeği
hazırlarlar. Selman hasan ağabeynin sağ kolu olur. Esma da sol kolu. Birlikte gezgin
doyurmaya koyulurlar. Çok lezzetli yemekler hazırlarlar.

Geleneksel doğa gezginleri kampı tanrı misafirleri, bu sefer tülin ablanın arkadaşları
olur. Kendilerini lisanslı deli olarak tanımlayan psikologlarla içilir laflanır.
Akşam yemeğinin en güzel yanı şarkılarla coşulması olur. Bu konuya daha öncede değinmiştik
aramıza şarkıcı, türkücü arıyoruz diye. “kör ister bir göz allah verdi 2 as solist”
Uğur the second, Demet ve Elif gezginleri mest ederler. Kendilerini ellerimiz patlayana
kadar bir kez daha alkışlıyoruz… bir sonraki kampa eli çalgı tutan 2 kişi istiyoruz
:) biri gitar olsun en azından :p

Ertesi sabah biraz daha kapalı bir hava karşılar gezginleri. Kahvaltılarını yapıp
yürüyüşe giderler. Henüz yağmamıştır hava ama serinlemiştir. Gezginler adatepe köyünden
başlarlar yürümeye. Orman geçerler, kanyon geçerler sonra bir şelaleye varırlar.
Orada domates ekmek yerler. Resimler çekerler. Bu arada hava da yağmaya başlamıştır.
Yağan yağmur taş zeminlerden geçişi zorlaştırır. Üstlerine sağanak yağar gezginlerin,
ama onların yüzünde bir tebessüm vardır. Uzun zamandır yağmur görmedikleri için
üstlerine yağsın isterler. Yağmur yağması rotalarındaki trafiği de etkilemediği
için sorun yoktur. Keyifle ıslanırlar.

Kaz Dağları

Döndüklerinde bir deniz denemesi daha yaparlar. Yağmur yağarken denize girmek de
gene keyifli olmuştur.

Sonra gene hoş sohbet bir akşam yemeği yenir. Yemeklerin alkol alıp, gülme krizine
girme yarışmasını Oğuz Ağabey yılların tecrübesiyle kazanır. Kaburgası kırık olmasına
rağmen uzun süre kriz halinde gülebilmektedir. Ama ercüment de hiç fena değildir.
Gülerken masayı yumruklayıp geriye doğru gitmektedir. Selim ise nasılsa midede karışıyo
deyip şarap, rakı ve yoğurdu bir bardakta birleştirir. Kimseyi ikna edemez ama lezzetli
olduğuna. Barmenliği bi daha düşün abi sen :)

Doğa gene gezginlere kıyak geçer yemeklerini açık havada yesinler rahat rahat, sonra
ateş yakıp biraz da muhabbet etsinler diye bekler gene. Ateş keyfi şarkılarla daha
da keyiflenir. Yatma vaktine yakın yağmur başlar gezginler güç bela çadırlarına
giderler kimi ıslanarak muhabbete devam eder kimi durmaz bu yağmur der gider çadırına
kuru kuru tulumunda uyur sabaha kadar. Sabah çadır toplama zamanı gelince yağmur
gene durur bi süre :)

Kaz Dağları

Gezginler kahvaltılarını behramkalede yaparlar. Kahvaltı sonrası dönüş yoluna koyulurlar.
Dönüş gene çanakkale üzerinden olur. Boğazda çok trafik olması canlarını sıkar gezginlerin
Serdar sıkıntısını gidermek için “iddaa ya girelim kaç saat de geçicez” diye ortaya
bir zarf atar. Serdar’ın tahmini 2 saat sürer heralde olur. Tülin abla da derki
1 saat sürmez. Yasemin’de 2 saat sürebilir der. İddaa konusuda kabaklı börek olur.
15 dakika geçmeden uğur ağabey hanımı kaybetmesin diye şike yapar ve iddaa yı tülin
abla kazanır. Serdar boynunu büker mecburen annesine kabaklı börek yaptıracaktır.
Ama annesinin hala haberi yoktur. :) Bir sonraki etkinlikte kahvaltı çok süper olacak
kanımca :)

Boğazı beklediklerinden çabuk aşan gezginler sohbet ede ede İstanbul’a dönerler.
Herkes eve yüyürken “Deli manyak eğlendik biz bu kampta ya” der ve bir sonraki kampı
halatla çekmeye başlar.

P. S. Bu yazı Doğa Gezginleri Mail Grubunda Anı Olarak Yazılmıştı.

Be Sociable, Share!

    Category: Anı - Comments Off on Kaz Dağları Kampı

    Comments are closed.

    Back to top