Karaağaç Limanı (Doğa Gezginleri Koyu) Anısı

Doğa gezginlerinin raporcusu olarak herkesi selamlıyorum. Bu raporumuzda karaağaç
limanının daha doğrusu yeni adıyla “doğa gezginleri koyunun” bize verdiği mutluluğa
şahit olacaksınız.

Bu seferki doğa gezisi biraz daha erken başlar. Serdar yüzmeyi çok sevdiği için
önceki gezilerden daha heyecanlıdır. Çantasına mayosunu ve gözlüğünü de koymuştur.
Tuzdan gözü yanmadan yüzebilecektir içi rahattır. Minibüs biraz geçte olsa gelir.
Duraklar ilerledikçe doğa gezginlerinin kemikleşmiş kadrosu her zamanki yerlerine
otururur vaziyette minibüsü doldurur.

Hava biraz kapalıdır. Ama meteorolojiye güvenen gezginler geri dönmezler. Zira 3
ayrı internet adresinden güneşli olacak bilgisi almışlardır. Fakat Tekirdağ’a geldiklerinde
gruptan çatlak sesler çıkar. Çünkü geceki fırtınanın bıraktığı izler, Tekirdağ’a,
hadi buradan geri dönün enerjisi yüklemiştir. Ama Cemre kararlıdır caydırılamaz
ve ekibe gitmek için gerekli olan gazı verir. Ekip eskisinden daha kararlı ama üşüyerek
yola devam eder. Teşekkürler Cemre.

Karaağaç Limanı

Çok geçmeden bulutlar dağılır ve doğa, gezginlerine güler yüzünü gösterir. Bu olay
gezginlerin neşesine neşe katmıştır. Yolda ilerlenirken Eyüp, Emre ve Serdar gene
Meral’e takılmaktadır. Bu etkinlik artık bir kamp ritüeli olmuştur. Hatta Eyüp Meral’e
takılma versiyon 2’yi geliştirip, Meral’in çantasına salça olmuştur. Fakat versiyon
2, versiyon 1’den daha zevksiz bulunduğu ve Mahmut ağabey ve ummihan abladan tepki
aldığı için çanta karıştırmacadan çabuk vazgeçilmiştir.

Doğa Gezginleri Koyuna geldiklerinde umduklarından daha iyi bir hava ile karşılaşan
ekip mutlu mesut çadırlarını kurmaya geçer. Serdar’ın çadırı olmadığı için Meral’in
yeni alıp hiç kullanmadığı çadırına salça olur. Okuyucular Merali daha önce mızmız
olarak raporladığımı hatırlayacaktır. Gerçi sonra tekzip etmiştik ama şimdi daha
detaylı açıklamamız gerekiyor. Kendisi çok yardım sever bir insandır. :=) Hiç oturmamasına
rağmen kampa katlanır sandalye getirir. Ve başkasının çadırında uyumasına rağmen
hayrına çadır taşır. Meralin yardım severlikleri bununla da kalmaz palet alır ki
Cemre paletle yüzsün. Meral’e doğa gezginlerine katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler.
:=)

Çadırları kurduktan sonra yüzmeye gider yüzücüler. Denizin sıcaklığı, havanın sıcaklığı
her şey olması gerektiği gibidir. Bir kısım doğasever yüzerken, oğuz ağabey zıpkınıyla
balık avına gider. Oğuz ağabey ilerdeki balık çiftliğine kadar bile yüzmeye üşendiği
için ilk denemede eli boş döner. :=)

Ekip yüzerken Mahmut ağabey tripoduyla base kampı fotoğraflamakta ve korumaktadır.
Yüzme faslı bitince yavaş yavaş sac kavurma hazırlamak için kollar sıvanır. Hazırlıklar
biraz uzun sürse de dünyada o an oturulmuş en keyifli ve lezzetli sofradır gezginlerin
sofrası.

Sofranın misafirleri de vardır. Oğuz ağabeyin arkadaşı Uğur ağabey, hanımı ve kızı
da Doğa Gezginleri Koyuna gelmiştir. Doğa Gezginleri misafir perverdir ve iyi misafir
ağırlar. Gene bekleriz.

Karaağaç Limanı

Yemek sonrası koyu çevreleyen tepelerden birinde mini zirve yapar ekibin bir kısmı.
Zirve anında Cemrenin çığlık atmak gibi bir huyu olduğu ortaya çıkar. Esmanın yoğun
çabaları sonucu Cemrenin 159 desibel olan sesi 110 desibele indirilmiş olur. Ve
ekip geçici duyma bozukluğu yaşamaktan ucuz kurtulmuş olur. :=)

Zirveye gelindiğinde Meral’e takılma versiyon 1’in etkileri belirmeye başlar. Meral
intihar etmek ister. Bisikletinin lastiği patlaktır ve kimse tamir etmemektedir.
Uçurumun kenarına gelir ve kendini atmak ister. Herkes heyecanlanır. Son anda Ermenin
“yeni bir bisiklet alacam sana” demesine kanar da vazgeçer. Meral’in intihardan
vazgeçmesiyle ekip kazasız belasız base kampa dönmüş olur.

Sırada kamp ateşi yakıp etrafında çekirdek yemek, şarap içmek muhabbet etmek vardır.
Fuat’ın Çekirdekleri hızla tüketilir. Bu esnada Alper ateşi sürekli körükleyerek
çok önemli bir görevi yerine getirir. Fakat kimse şarkı – türkü söylemediği için
muhabbetin tadı biraz eksik kalır. (Buradan sesi güzel olan doğaseverlere sesleniyorum
sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız …)

Ertesi sabah istenenden çok daha hızlı pişen :=) sac yumurtasını yiyen ekip gene
yüzmeye gider. Oğuz ağabey zıpkınıyla gene şansını dener. Sonuç negatiftir. Ama
oğuz ağabey yılların doğaseveri olduğu için, eli boş bile dönse yıllar önce tuttuğu
çok büyük müren balığının macerası hala dinlenmeye değerdir. :=)

Öğle yemeğini de yedikten sonra yola çıkar ekip. Uçmak dere yolundan giderek yolunu
da kısaltır. Sık sık mola vererek evinin yolunu tutar. Eve Vardıklarında, keşke
Pazartesi işe gitmek olmasa der ver uyur pek çoğu… :=)

P. S. Bu yazı Doğa Gezginleri Mail Grubunda Anı Olarak Yazılmıştı.

Be Sociable, Share!

    Category: Anı - Comments Off on Karaağaç Limanı (Doğa Gezginleri Koyu) Anısı

    Comments are closed.

    Back to top