Archive for July 2011


Akın Öngör’ün Liderliği ve Garanti Bankası

July 6th, 2011 — 3:40am

Akın Öngör’ün “Benden Sonra Devam” adlı kitabını okuyup, Garanti Bankası’nın hikayesini biraz daha detaylı öğrenince, Akın Öngör mü daha zor bir şey başardı, yoksa Steve Jobs mu? diye düşünüyor insan.

Türkiye süreçleri değiştirmenin çok zor olduğu bir ülke. Bir sürü tembelin hep birlikte uyuştuğu bir yer… Böyle bir ülkede “Garanti Bankası” gibi bir marka yaratmak, değerini 150 milyon $’dan 5 milyar $’a çıkarmak, Amerika’da Apple’ı yaratmaktan daha zor olsa gerek…

Garanti Bankası değişimi gerçekleşirken; mevcut durumu iyi değerlendirmesi, kendisindeki bilgi ve birikimleri iyi yorumlayıp doğru teşhisleri koyarak, korkmadan hareket etmesi ile Akın Öngör’ün rolü çok büyük.

Ancak teşhisleri o günün koşullarında riskli görse bile kabul edebilen, vizyonu olan müessese sahibi Ayhan Şahenk’in de etkisi büyüktür. Çünkü bir şeyi teslim ettiğiniz kişinin kararlarına razı olup sonra da vazgeçen müesseseler değişimin reformun ve atılımın başarısızlığa uğramasına sebep olurlar.

Ayrıca Akın Öngör’ün eşinin ve ailesinin de desteklerinin çok büyük katkısı olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Başarılı bir erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır onu başarıya taşıyan.

Varması yıllar sürecek bir hedef doğrultusunda çalışmak için tüm uygun ortamın kendisinde olduğunu fark eden Akın Öngör’de faaliyetlerini güven içinde yürütmüş, arkamda neler oluyor endişesi taşımadan kararlarını uygulatarak, insanın en aktif nasıl çalışabileceğini de ortaya koyarak, uygulayıcılarını da aynı amaç etrafında birleşmesini sağlayarak, başarıya imza atmıştır.

Başarı elde edilince bu kez başka bir sendrom başlar. Bu sendromda nasıl olsa başarıldı ve bu başarıyı sağlayan insana ihtiyaç kalmadı psikozu başlar bu da tehlikelidir ve çöküş hızla gelir. Çünkü bir başarının köklerini sağlamlaştırmaya başlaması en az beş senedir.

Burada kurumsallık ve kalıcılık her zaman hesaba katılmalı çünkü yeniliği ve başarıyı sağlayan mutlaka bunu sağla diyenden hep bir kaç adım öndedir, bu bir kaç adım ancak on yıllarla ifade edilebilir. Talep eden zaten yürütme erki olsa yapacaktı, ihtiyaç duyduğu kişi onu başarıya sevk edendir. Unutulmamalı ki bir başarı yeni versiyonlarla desteklenmediği sürece kalıcı olamaz çürür. ATATÜRK, istiklal savaşından sonra devrimlerle desteklemeseydi kalıcı bir devletten söz edebilir miydik?

Bazen hayat size öyle bir fırsat sunar ki onu fark ettiğiniz ve gereğini yapma yoluna girdiğiniz zaman liderlik özelliğinizi ya da en azından yönetici özelliğinizi devreye almaya başlarsınız. Bu fırsatlar her daim en zor anlarda ve bunu yapmak imkansız denilen zamanlarda önünüzde sizi bekler durumdadır.

Akın Öngör başarısını; iyi elemanlara, iyi sistemlere ve baskı altında başarı anlayışını uygulamaya atfetmiş. Bir liderin görevi insanların uyumlu çalışmasını sağlamaktır ama ilk adım doğru ekibi bir araya getirmektir.

Kitaptan, verimli bir ekip kurmakla ilgili, şu paragrafa dikkat çekmek istiyorum:

İnsana yatırım yap,
Yetiştir,
Geliştir,
Gelişmiş teknoloji ile besle,
Çalışanına güven,
Onu cesaretlendir,
Yetkilendir,
Fikirlerini ifade etmesi için imkan ver,
Önerilerle gelmesi için yüreklendir,
Çalışanların uygulanan önerilerini ve etkin çalışmalarını ödüllendir,
Motivasyon ve Yaratıcılık bu ortamın doğal sonucu olarak kendiliğinden gelişecektir.

Akın Öngör oluşturmuş olduğu bu yaratıcı ortamla Türkiye Bilişim camiasına Garanti Teknoloji’yi de kazandırmıştır.

Kitaptan çok ilgimi çeken bir başka ayrıntı da çalışanlara “Kişisel Bakım Eğitimi” verilmesi oldu. İlk intiba ve dış görünüşün oluşturduğu algı gerçekten çok önemli. Aslında çoğumuz da farkındayız ama uygulamada biraz yetersiziz…

Bu kitabı mutlaka okuyun, aradığınız örnek lider çok uzaklarda değil, ülkemizde de çok kaliteli işler çıkarmış insanlar var. Yeter ki bu tip insanların görüşlerini fikirlerini uygulayacakları ortamı onlara sunabilelim. Gerçi bu tip insanlar, mutlaka özlerindeki gücün yardımıyla da başarıyı yakalayabilirler. Onlar engel tanımaz, azimli ve kararlıdır. Onları anlayabilirseniz, sizin de yolunuzu açarlar.

Comments Off on Akın Öngör’ün Liderliği ve Garanti Bankası | Something

Bu Çok Acil! (Gerçekten mi?)

July 6th, 2011 — 3:35am

Neredeyse dünyadaki tüm organizasyonların çok sıkı bir değişime ihtiyaç duyduğu ortada… İşe giden herkesin çok yoğun olması sizce normal mi? Birbirinden önemli ve acil! İşleri yapmak için sürekli fazla mesai yapması, çalışırken üstünde bir stres hissetmesi sizce normal mi?

Şu anda tüm sektörlerden pek çok insan stresli bir şekilde incir çekirdeğini doldurmayacak önemde bir şeyleri çok önemliymiş gibi yetiştirmeye çalışıyor. Ama bu gereksizliğin farkında olmasına rağmen bunu değiştirmek için elini taşın altına koymuyor…

Size bir şey söyleyeyim; bunu değiştirmek zorundayız. Değişmesini gerekli görmeyenler de geçmişteki göreceli başarılarının geleceklerini garanti altına aldığını düşünmesin…

Süreçlerimizi sürekli iyileştirmek zorundayız. Değişim devamlı niteliklerinizden biri olmalı, ara sıra uğradığınız bir liman değil. Malesef uyguladığımız yöntemler daima değişecek, ezbere yapamayacağımız süreçlerimiz olacak. Size zor gelse de, buna doğuştan uyumlu bir Y ve Z jenerasyonu var. Artık organizasyonların Y ve Z jenerasyonunu dikkate alır şekilde süreç planlamamalarının kabul edilebilir bir özrü yok…

İnsanlar bunu biran önce fark etmeli ama bunun hokus pokus bir yolu yok. Ben genelde yaptığım eylemlerin bir farkındalık uyandırmadığını fark ediyorum. Ailemde ya da çalıştığım yerlerde gereksiz çırpınışlar içindeymişim gibi görüyor insanlar.

“Harvard Business Press” yayınlarından yayınlanmış John Kotter’ın “Bu çok acil” isimli kitabı bu konuda gerçekten çok ilham verici… Okuyanların farkındalığını arttırabilir…

Kitapta vurgulanan şeylerden biri insanların aslında içinde bulundukları bu durumdan hoşnut olduğu… Bende gözlemlediğim kadarıyla insanlar şaşılası şekilde kendilerinden hoşnut. Kendinden hoşnutluk, tehlikenin farkına varamayacak şekilde gönül rahatlığı ve tatmin duygusu olarak tanımlanabilir. Hızlı hareket eden ve değişen bir dünyada, uyuşukluk ya da var olan durumdan hoşnutluk duymak verim ve kalitenin düşmanıdır.

İşin ilginci yukarıda yazdığım satırlarla hemfikir olan bilgili bir yönetici bile 1-2 kademe altında, geleceğe ilişkin hayallerinin gerçekleşmesine asla izin vermeyecek ölçüde kendinden hoşnut bir ekibinin bulunduğu gerçeğini fark edemeyebiliyor.
Ekibine farkında olmadan ya da kendince mantıklı olarak kurduğu baskı, sahte bir ivedilik ortamı oluşturuyor. Böylelikle yöneticimizin sürekli çok çalışan ve stresli ekip arkadaşları oluyor. Benim için çok çalışıyorlar tarafını gören ama verimsizliği göremeyen bu yönetici arkadaşlar çok da uzak olmayan bir süre sonra çok çalışılmasına rağmen ortaya bir iş çıkmaması ile uykularından uyanabilir ya da hiç uyanmayabilir…

Comments Off on Bu Çok Acil! (Gerçekten mi?) | Something


Back to top